user preferences

New Events

Yunanistan / Trkiye / Kıbrıs

no event posted in the last week

Trkiyedeki Emek Hareketlerine Anarşist Bir Bakış

category yunanistan / trkiye / kıbrıs | tarih | opinion/analysis author Monday September 22, 2008 16:25author by Zafer Onatauthor email miasnikov at gmail dot com Report this post to the editors

Kara Kızıl Notlar dergisinin 3 nolu Eyll-Ekim-Kasım 2005 sayısında yayımlandı.
grevfoto1_small.jpg

Bu coğrafyadaki emek hareketi ile yine bu coğrafyadaki anarşizmin hala tanışmamış olduğu bu d霵emde iki olguyu yan yana getirip tahlil etmek olduk蓷 zor. Fakat 驆ellikle gnmz gibi sınıf mcadelesinin bittiği s騽lemlerinin her yerde duyulduğu ve bu s騽lemin gnmz anarşizmi i蓾nde genel kabul g顤dğ dşnldğnde bu iş mutlak bir 霵em kazanıyor. Biz toplumcu anarşistler olarak marjinal bir hareket olmaktan ıkıp, toplumsal bir ger蔒klik kazanmak istiyorsak sınıf ger蔒ğini g顤mek, ge蔂iş birikimlerden de yararlanarak bu konuda doğru tahliller yapmak zorundayız.

Sınıfın 驆nel koşulları, sınıfın devrimci potansiyelinin ortadan kalktığını g飉termez. Birileri kabul etse de etmese de, istese de istemese de sınıflı toplum var olduk蓷, bu sınıflar arasında 蔒lişki ve bu 蔒lişkinin doğurduğu savaş var olmaya devam edecek. Mesele sınıfın devrimci ve 驆grlk踙 bir nitelik kazanıp kazanamayacağı, kaderini, bir daha kimseye teslim etmemek zere, eline alıp, kendi geleceğini 蓾zebilip 蓾zemeyeceğidir.

Anarşizm kelimesinin bir kısım dostları ve dşmanlarının iddia ettiği gibi anarşizm sınıf ger蔒ğinden habersiz bir k踙k burjuva ideolojisi olarak değil sanayi devrimi ile birlikte bir iş蓾 ideolojisi olarak ortaya ıkmış, 驆ellikle Avrupa ve Gney Amerikada iş蓾 sınıfının en yoksul kesimleri i蓾nde olduk蓷 geniş kitlelere ilham kaynağı olmuştur. Bugn tm dnyada Marksistler tarafından da sahiplenilen 1 Mayısın iş蓾 bayramı olmasına yol a蓷n nl Haymarket olaylarının baş akt顤leri ve olayların ardından idam edilenler anarşistti. I. Enternasyonal i蓾ndeki iki byk akımdan biri olarak anarşistler enternasyonalden sonra ve hatta Sovyet devriminin Bolşevik diktat顤lğne d霵şmesinden sonra da uzun sre g蔮erini ve etki alanlarını korudular. Anarko Sendikalistler tarafından 25 Aralık 1922de Berlinde toplanan Uluslararası Sendikalist Kongrede; 200. 000 yeye sahip olan Federacion Obrera Regional Argentina ile Arjantin, 20. 000 yeli Industrial Workers of the World ile Şili, 600 yeli Union of Syndicalist Propaganda ile Danimarka, 120. 000 yeli Freie Arbeiter Union ile Almanya, 22. 500 yeli National Arbeids Sekretariat ile Hollanda; 500. 000 yeli Unione Sindicale Italiana ile İtalya, 30. 000 yeli Confederacion General de Trabajadores ile Meksika, 20. 000 yeli Norsk Syndikalistik Federasjon ile Norve, 15. 000 yeli Confederacao do Trabalho ile Portekiz, 32. 000 yeli Sveriges Arbetares Centraloganisation ile İsve katıldı.

İspanya i savaşı sırasında Franko rejimine karşı savaşan anarko-sendikalist CNT, Franko rejiminin yıkılmasından sonra yeniden kuruldu ve bugn hala İspanyadaki en byk sendika durumunda. Sendikalizmin i蓾nde barındırdığı sorunları bir kenara bırakırsak s驆 konusu 顤nekler geniş kitlelerin anarşizmin savunduğu 驆grlk踙 komnist anlayışı ve 顤gtlenme tarzını benimseyebileceğinin, ondan etkilenerek hareket edebileceğinin bir g飉tergesi olmuştur. Kuşkusuz s驆 konusu sendikalist akımlar dışında da anarşizm geniş kitleler arasında taraftar buldu. Bunun en 霵emli 顤neklerinden biri Sovyet devrimi sırasında Ukraynada burjuvaziye karşı mcadele eden ve kurtarılmış geniş bir b闤ge yaratarak, k騽llerin kendi kararlarını aldığı ve uyguladığı kongrelerin 顤gtlenmesine, 驆grlk踙 ve 驆y霵etimci deneyimlerin yaşanmasına 霵 ayak olan Mahnovist harekettir. Bu konuda bir diğer 霵emli 顤nek ise yine İspanya i savaşında 蔞k etkin olan, anarşist militanların 顤gt FAIdir. Bu iki 顤nek de komnist ilkeler 蔒r蔒vesinde ve sınıf mcadelesi perspektifiyle oluşmuş 顤gtlerdir.

Anarşizm de, Marksizm de sınıf mcadelesini temel alan akımlar olmakla beraber iki akımın sınıf tanımları ve sınıfa ykledikleri misyon arasında belirli farklar vardır. Bu farklar konusundaki tartışmalara derinlemesine girmeden şunu belirtmek gerekir ki, biz pek 蔞k akımdan farklı olarak yalnızca iş蓾 sınıfını değil, k騽lleri, memurları, işsizleri ve seyyar satıcılık gibi ge蓾ci, gvencesiz işlerde 蓷lışanları da devrimci 驆ne olarak sayıyor ve bunları emek蓾 sınıflar kavramıyla tanımlıyoruz. Aslında bu saptama Marksizm ve anarşizmin sınıf kavramları arasındaki belirli bir farka da işaret ediyor. Marksizmin savunduğu iş蓾 sınıfı kavramı kamu emek蓾lerini, topraksız ve k踙k toprak sahibi k騽lleri, seyyar satıcılık gibi gvencesiz işler yapan kesimleri tanımlamakta yetersiz kalıyor. Bu 蔒r蔒vede, tm dnyada olduğu gibi, bu coğrafyalardaki mcadele tarihinde byk 霵eme sahip olan iş蓾 eylemliliklerinin yanı sıra kamu emek蓾lerinin ve k騽llerin mcadele deneyimlerini ve bunların 驆grlk踙lk, doğrudanlık, 驆y霵etimcilik gibi kavramlarla ilişkilerini değerlendirmek anarşizmin bu sınıflarla kuracağı ilişki aısından referans kaynağı olacak ve bu konuda 蓾zmemiz gereken 蔒r蔒veye, mcadele perspektifimize dair ipu蔮arı verecektir.

Trkiyede iş蓾 sınıfının tarihi

Lonca 顤gtlerinin hakim olduğu Osmanlıda sanayinin ve iş蓾 sınıfının ortaya ıkması 19. yyın ortalarını bulmuştur. Osmanlının ilk sanayi işletmesi olarak adlandırılan 1835 yılında İstanbul Kadırgada kurulan Feshanedir. 鈜etim sekt顤nn ve iş蓾 sınıfının gelişmesiyle birlikte makine kırma gibi 蔒şitli bireysel eylemlerin yaşandığı ilk d霵emin ardından bir sre sonra iş蓾ler tepkilerini grevlerle ortaya koymaya başlamışlardır. Osmanlıdaki ilk grev olduğu dşnlen 1872 tarihinde İstanbuldaki Beyoğlu Telgrafhane iş蓾lerinin grevinin ardından 1908e kadar cretlerin verilmemesi, ge verilmesi veya artırılması gibi ekonomik sebeplerle irili ufaklı pek 蔞k grev ger蔒kleştirilmiştir. 1908 yılında ise bir grev dalgası patlak vermiş ve iş蓾 sınıfı bu grevlerden pek 蔞k kazanım elde etmiştir. 1909da ıkarılan Tatil-i Eşgal Kanunu (Grev Kanunu) bu iş蓾 grevlerinin 霵n 霵emli oranda kesmiştir. Bu tarihten sonra 蔒şitli grevler ger蔒kleştiyse de patlak veren savaşın da etkisiyle bunların etkisi olduk蓷 sınırlı kalmıştır.

Cumhuriyet d霵eminin ilk yıllarında başlayan sınıf hareketleri ciddi baskılarla karşı karşıya kalmıştır. Takriri Skun Kanunu ile 顤gtlenmenin 霵ne 霵emli engeller konmuş, 1938 yılında ıkarılan Cemiyetler Kanunu ile aile, cemaat, ırk, cins ve sınıf esasına dayanan cemiyetlerin kurulması yasaklanmış ve sendikalaşma hakkı ortadan kaldırılmıştır. Cumhuriyetten 霵ceki d霵emde iş蓾 sınıfının ekonomik talepler ekseninde srdrdğ mcadele hattının yerini, sendika ve grev hakkı, 1 Mayısın iş蓾 bayramı olarak tanınması, 8 saatli işgn gibi taleplerin de eklendiği bir mcadele anlayışı almıştır. Tm yasal ve fiili kısıtlamalara rağmen ikinci dnya savaşına kadar iş蓾 sınıfı 蔒şitli eylemlerle mcadelesini srdrmş, ancak bu mcadeleler cılız ve etkisiz kalmıştır.

İkinci dnya savaşından sonra sendikalaşma hakkı gibi sınırlı bazı hakların kanunlarla tanınmasıyla beraber, sendikalar yine kanunlarla 蔞k sıkı yasaklara tabi tutulmuş, tamamen işlevsizleştirilmişlerdir. Yoğun mcadeleler sonucunda sendika kurma hakkının tanınmasıyla o zamana kadar de facto olarak ger蔒kleşen grevler ve 顤gtlenme 蓷baları sıkı yasaklarla devletin denetimine girmiştir. 1948 yılında itibaren 73 iş蓾 sendikası kurulmuş ve 1952 yılında da bu sendikalar Trkiye İş蓾 Sendikaları Konfederasyonu (Trk-İş) 蓷tısı altında birleşmişlerdir. Ancak grev ya da toplu s驆leşme yapmak gibi yetkileri dahi olmayan bu sendikalar tam anlamıyla sınıfı dizginleme işlevi g顤mştr. 1961 yılına kadar olan sre boyunca olduk蓷 az sayıda grev ve iş蓾 mitingi dzenlenirken, var olanlar eylemler de militanlıktan uzaktı.

1961 ise sınıf mcadeleleri aısından yoğun ve militan bir eylemlilik srecinin başlangıcıydı. İnkar edilemeyecek ger蔒k 1961 Anayasasının getirdiği g顤ece 驆grlk ortamının 顤gtlenmenin 霵n a蔂asının bu sre蓨e etkisi olduğudur. Ancak yıllardır sren k飆 koşullar, ekonominin bozulması, işten ıkartmaların artması bu hareketlenmenin asıl dinamiğiydi. 1930larda 200 bin civarında olan iş蓾 sayısı, 1950lerde 500 bine, 1963te ise 2 milyon 745 bine ulaştı. Trkiyenin hızlı bir kapitalistleşme srecine girdiği 1964-1965 yılları hareketlenmenin de iyiden iyiye arttığı, her ay bir ka iş yerinde grevin başladığı, iş蓾 eylemlerinin yoğunlaştığı d霵em oldu aynı zamanda.

31 Ocak 1966da başlayan, Paşabah蔒 fabrikasında 蓷lışan 2200 iş蓾nin katıldığı grev barındırdığı pek 蔞k deneyim aısından 霵emli bir 顤nektir. TİSKle Trk-iş y霵etimi arasında yapılan g顤şmelerin ardından 21 Martta iş蓾lerin aleyhine pek 蔞k dzenleme barındıran bir protokol imzalandı. Ancak iş蓾ler ve Kristal-iş sendikası bu protokol kabul etmeyerek, daha sonra fabrikaya gelen Trk-iş y霵eticilerini tartakladılar. 28 Martta ise Trk-iş genel merkezi TİSKle varılan anlaşma sonucu grevin bitirilmesini istedi. Karara uymayacağını aıklayan Kristal-iş ve grevci iş蓾lere Trk-işe bağlı diğer pek 蔞k sendikadan da destek geldi. Grevle dayanışmak i蓾n kurulan komite DİSKi kuracak 蔒kirdeğin 霵cl durumundaydı. Grev daha sonra zorla ve 蔒şitli yıldırma politikalarıyla bastırılsa da yaşanan bu 顤nek sendika brokrasisinin uzlaşmacı tavrına karşın tabandan ykselecek ve karar alacak bir sınıf hareketinin tek 踤zm olduğunun g飉tergesidir.

Devrimci İş蓾 Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) in kurulduğu 1967 yılına girildiğinde 顤gtl iş蓾 sayısında byk artış olmuştu. Hemen hemen her ay bir yerlerde grev başlıyor, pek 蔞k yerde iş蓾 eylemleri dzenleniyordu. DİSKin kuruluşu bu hareketlenmenin doğal sonucu olarak değerlendirilebilir. Trk-iş uzlaşmacı tavrı ile iş蓾 sınıfının militanlaşan ve siyasal bir nitelik kazanan karakterini karşılamakta yetersiz kalmıştı. Yukarıdaki 顤nekte olduğu gibi pek 蔞k grevin ardından Trk-işe bağlı sendikacılarla iş蓾ler karşı karşıya gelmişti.

DİSKin kuruluşunun tm toplumda artan hareketlenmenin ykselişinde 霵emli bir etkisi olmuştur. Bu gerek egemen sınıfı, gerekse egemen sınıfla iş birliği i蓾nde olan Trk-iş y霵etimini rahatsız etmişti. Trk-işe bağlı sendikacı bir milletvekili olan Abdullah Baştrk ve d顤t arkadaşının teklifinin byk etkisi olan 275 sayılı Sendikalar Kanunu ile ilgili değişiklik tasarısıyla DİSKin tasfiye edilmesi ve Trk-işin tek sendika olarak kalması ama蔮anmıştır. Kanunun gerek蔒si olarak Uygulamada g顤len aksaklıkların giderilmesi g蔮 sendikacılığın ger蔒kleştirilmek istenmesi g飉terilmiştir. Bu tasarıyı engellemek i蓾n 15-16 Haziranda İstanbul ve İzmitte byk yryşler dzenlendi. 15 Haziranda yapılan yryşe 113 işyerinden ıkan 70 bin kadar iş蓾 katıldı. 16 Haziranda ise 150 bin iş蓾 yrd. Trk-işe bağlı iş蓾lerin de katıldığı olaylar sonunda 3 iş蓾, 1 polis ve 1 esnaf 闤d, sıkıy霵etim ilan edildi. Tm bu olaylara rağmen tasarı 12 Ağustosta meclisten ge蔒rek kanunlaştı. Ancak daha sonra Anayasa Mahkemesi kararıyla yasa iptal edildi. D霵emin iş蓾 hareketlenmesinden doruk noktası olan olaylar DİSK y霵etiminin merkezi kararının etkisinden 蔞k şubelerin etkisiyle başlamış ve kendiliğinden işyerlerinden ıkarak yrmeye başlayan iş蓾lerin sayısı yanından ge蓨ikleri işyerlerinden iş蓾lerin de katılmasıyla ığ gibi bymştr.

Giderek byyen toplumsal hareketlenmenin ve 驆ellikle ykselen emek hareketinin karşısına ıkan 12 Mart darbesi ve bu d霵emde uygulanan yoğun baskı ve şiddet bir sre etkili olduysa da bu etki uzun srmedi. Sıkıy霵etimin uygulamalarının srdğ 1973e kadarki d霵emde dahi pek 蔞k eylemlilik ger蔒kleşti. 1974 sonrasında ise iş蓾 mcadeleleri eski dinamikliğini yeniden kazandı. Faşizme İhtar, DGMnin kaldırılması gibi siyasal i蔒riklere de sahip olan iş蓾 eylemliliklerinde artış oldu. Tm bu olaylarla beraber sivil faşizm tm toplumun zerinde karabasan gibi geziniyordu. Dzenlenen grevlerdeki iş蓾ler saldırıya uğruyor, evler, işyerleri basılıyordu. Bu d霵emde yaşanan doruk noktası ise Trkiyedeki en byk kitle g飉terisi olan 1977 1 Mayısıydı. Taksim meydanında 500 binden fazla kişinin toplandığı mitinge yapılan saldırı sonucu 35 kişi yaşamını yitirdi.

Bu 蓷lkantılı ortam i蓾nde kapitalizm 1970den beri pen蔒leştiği krizden ıkış yolu arıyordu. Trkiyede o d霵emin st dzey brokratlarından olan Turgut 畤alın 霵clğnde Dnya Bankası ile yapılan g顤şmeler sonucu 24 Ocak kararları olarak anılan liberalleşme harek漮ı gndeme geldi. Ancak bunun 蓷lkantılı bir ortamda ger蔒kleştirilmesi zordu. Egemenlerin yaşadığı tm bu sorunların 踤zm 12 Eyll Askeri Darbesi oldu. Darbe sonrasında yaşanan olağanst d霵emin ardından Turgut 畤alın başkanlığında olağan bir hkmet kuruldu. Liberal politikalar, uygulanmalarının 霵nde bir engel kalmayınca hız kazandı.

12 Eyll sonrasında toplumsal dinamikler 霵emli 闤踙de g kaybettiler. Darbenin ardından ilk grev 2 Ekim 1984de Yıldırım ve Desan Tersane iş蓾leri tarafından dzenlendi. Bundan sonra irili ufaklı pek 蔞k eylemlilik ger蔒kleştiyse de iş蓾 hareketinin sı蔦ama noktası 1989 yılındaki bahar eylemleri oldu. Bu; yaklaşık 1, 5 milyon iş蓾yi kapsayan bir eylemlilik sreci olarak 80 sonrasının en 霵emli iş蓾 hareketiydi. Ancak 1991deki Zonguldak maden iş蓾lerinin grevi gibi d霵em d霵em yaşanan kalkışmalar bir kenara bırakılırsa 12 Eyllden bugne kadar gelen srede toplumun geneline hakim olan politik durgunluk iş蓾 sınıfının mcadelesi i蓾n de ge蔒rli oldu.

Trkiyede 驆y霵etim deneyimleri

Bu noktada Trkiye iş蓾 sınıfının kendi kaderine tam anlamıyla sahip ıktığı 驆y霵etim deneyimlerine de kısaca değinmek gerekir. Trkiyede bilinen ilk iş蓾 denetimi pratiği 1923de İstanbuldaki mrettipler (dizgici) grevinde ger蔒kleşmiştir. Fazla bir birikim bırakmamış olan bu pratikten sonra ger蔒kleşen bir diğer pratik ise プrumdaki Alpagut Linyit Madenlerinde yaşandı. 1920 yılında kurulan işletme 1969 yılının ortalarına gelindiğinde retimsiz ve bor蔮arını 鐰eyemez hale gelmişti. Zaten 蔞k dşk cretlerle 蓷lışmak zorunda olan Alpagut iş蓾leri 73 gndr cretlerini alamamaları zerine 13 Haziranda işletmeye el koydular. 1968 yılında yine cretlerinin 鐰enmediği gerek蔒siyle dzenlenen 13 gnlk grev başarısızlıkla sonu蔮anmış ve iş蓾ler ikinci eylemlerinde bu deneyimleriyle hareket etmişlerdi. 786 iş蓾 tarafından oluşturulan Genel Kurul vasıtasıyla doğrudan demokrasinin işlediği bir karar alma mekanizmasının yaratıldığı, pratik işlerinse kendi aralarından se蓨ikleri iş蓾 konseyince yrtldğ deneyim 35 gn srd. İş蓾 konseyinin faaliyetleri btn iş蓾lerin katılımıyla oluşan genel kurul tarafından denetleniyordu. İş蓾ler arasındaki her tr ayrıcalık ortadan kaldırıldı. 鈜etim yzde 50 oranında artmıştı. Satışların doğrudan doğruya yapılması i蓾n satış komiteleri oluşturuldu. 鈜etim masrafları i蓾n gereken pay dştkten sonra iş蓾ler 霵ceden birikmiş bor蔮arı oranından kendilerine dşen payı alıyorlardı. Tm bu yaşanan gelişmeler bir sre sonra siyasi iktidarı korkutmuştu. En sonunda 17 Temmuzda jandarmanın dzenlediği bir operasyonla iş蓾ler işletmeden ıkartıldı. 畤y霵etim deneyiminin ardından sren 5 aylık direniş sonucunda iş蓾lerin pek 蔞k talebi yerine getirildi. Ancak asıl 霵emli nokta kendiliğinden gelişen bu 驆y霵etim deneyimi iş蓾lerin ortak ve 驆gr iradesiyle neler yapabileceğine dair 蔞k 霵emli bir 顤nek olarak tarihe yazıldı.

Bir başka 驆y霵etim deneyimi, Alpagut kadar uzun sreli ve etkili olmasa da 1970 Haziran ayında Gnterm Kazan Fabrikasında yaşandı. 鈊retlerin 鐰enmemesi zerine y霵etime iş蓾ler tarafından el konuldu ve patronsuz retim s騽lemiyle retim iş蓾lerin denetiminde bir sre devam etti. Bir başka 顤nek ise 1977de, 霵cesinde yaşanan grevin ve sendikacıların silahlı saldırıya uğraması gibi olayların ardından Aşkale maden ocağında yaşandı. Ekim 1977de madenin zarar ettiği gerek蔒siyle kapatıldığının aıklanması zerine iş蓾ler ocağı işgal edip retimi srdrdler. 380 iş蓾, iş蓾 konseyleri ve komiteler aracılığıyla Aralık ayına kadar 4 bin ton k闣r rettiler. Son iki deneyim Alpaguttan farklı olarak DİSKe bağlı sendikalar aracılığıyla ve siyasal y霵lendirmeyle ger蔒kleşti.

Bir btn olarak bu deneyimler, genel olarak patronlara ve direniş zamanlarında da sendika brokratlarının y霵lendirmelerine muhta olduğu s騽lenen iş蓾lerin yalnız retim ara蔮arını kullanmaya değil retim alanlarını ve dağıtımı 顤gtlemeye de muktedir olduklarının bir g飉tergesi olmuştur. Kuşkusuz bu tr deneyimler ancak genel bir hareketlilik ortamı i蓾nde ve dayanışmayla ger蔒kleşebilmiştir ve bundan sonrada ancak b騽le olabileceğini s騽lemek g değil.

Bu noktada retim ve s闣r dzenindeki konumları gereği iş蓾 sayılmasalar bile iş蓾ler kadar 霵emli sayılabilecek ve bu coğrafyaların mcadele tarihi aısında birikim yaratabilmiş olan k騽l ve memurların mcadelelerini incelemek gerekir. Aslında nihai ıkarları ortak olan tm emek蓾 sınıflar, belirli taleplerinin 顤tşmediği durumlarda ayrışmışlardır. Ancak tm bu kesimleri birleştiren noktayı, yani kapitalist s闣rnn cenderesi altında ezildiklerini, patronların ve devletin byk baskılarına maruz kaldıklarını unutmamalıyız. İş蓾ler gibi memurların, k騽llerin, seyyar satıcılar ve diğer tm emek蓾 sınıfların bir yandan kapitalizmin yeniden retim srecinde hayati konuma sahip olduklarını, bir yandan da farklı bi蓾mlerde de olsa s闣rldklerini g驆den kaırmamalıyız.

Kamu Emek蓾leri ve K騽l Hareketleri

12 Eyll 霵cesinde Trkiyede Kamu emek蓾lerinin dinamik bir mcadele verdiklerinden bahsetmek g蓨r. 1961 sonrasında T烿 (Trkiye ğretmenler Sendikası) gibi dernek statsndeki 顤gtlenmelere gidildiyse de bunların yarattığı ivme d霵emin iş蓾 hareketleriyle kıyaslandığında zayıftı. 12 Mart sonrasında bir sre kesintiye uğrayan bu hareket 蔒şitli iş kollarında kurulan 顤gtlenmelerle benzer bir bi蓾mde devam etti. Ancak ger蔒k anlamda bir memur hareketinin ancak 1989 sonrasında başladığından s驆 edebiliriz. Bunun bir sebebi bu tarihte başlayan 顤gtlenme 蓷baları sonrasında oluşan mcadelenin kitlesel ve srekli olması ve bir diğeri de 驆ellikle 1993 sonrasında srdrlen mcadelenin olduk蓷 kararlı ve ses getirici olmasıdır. Kitleselliğin bu d霵eme kadar sağlanamaması byk oranda, (驆ellikle 1950lerden 霵ce) okumuş ve dolayısıyla nitelikli olan insan sayısının azlığından dolayı memurların sahip olduğu ayrıcalıklı konuma bağlıdır. 1950den sonra okula gitme oranının artmasıyla beraber bu ayrıcalık yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladıysa da, 1960 sonrası kapitalistleşme srecinin hızlanması nitelikli iş gc ihtiyacını arttırmış 1970lere kadar bu olgu farklı dzeylerde devam etmiştir. 1960-80 arasında bu mcadelenin ykselememesine bir sebep olarak da, o d霵emden 霵ce herhangi bir mcadele birikimi yaratılmamış olması ve bu d霵emin bir nevi deneyim kazanmakla ge蔂esi g飉terilebilir.

Her şeyi silip spren 12 Eylln etkilerinden yavaş yavaş kurtulunmaya başlandığı ve iş蓾 hareketinin de ivme kazandığı 1989 sonrasının bu hareketin var olması i蓾n uygun bir zaman olduğu s騽lenebilir. Kamu emek蓾lerinin mcadelesinin ilk d霵emi 顤gtlenme sorunuyla ge蔂iştir. Memur sendikalarının fiilen kurulmuş olduğu ve kitleselleştiği 1991 sonrasında ise giderek ykselen mcadeledeki temel talep Grevli, Toplu s驆leşmeli Sendika hakkıydı. Bu d霵emde onbinlerce insanın katıldığı ve polisle 蓷tışmaların yaşandığı kitlesel g飉teriler dzenleniyordu. 1994e gelindiğinde sendikal haklarının verilmemesinin yanı sıra ve maaşlara yapılan dşk zamlara da karşı mcadele edilmeye başlandı. Yaşam standartları giderek dşen memurlar bir sre sonra iş蓾lerle rekabet halinde değil, dayanışma i蓾nde olan bir sınıf olarak var oldu. Bugn yaşadığımız orta sınıfın tasfiyesi srecinde memurlar 霵emli bir devrimci potansiyel olarak karşımızda duruyorlar ve yaşadığımız durgunluk d霵eminde pek 蔞k zaman iş蓾 sınıfından daha militan ve kararlı tavır alabiliyorlar. 1989 ya da 1996 gibi hareketli d霵emlerde en 霵emli dinamiklerden biri olmaları pek 蔞k şeyin g飉tergesi.

Bu coğrafyadaki k騽l hareketleri de 霵emli mcadele deneyimlerine sahip. 1968 Samsun ve Trabzonda, 1978-79 yıllarında Giresun ve Ordu y顤elerinde yapılan Fındıkta S闣rye Son mitingleri, 1970 yılının yazında Giresun, Ordu, Fatsa, Bulancak, Tirebolu, Espiye ve Vakfıkebirde tefeci-tccar s闣rsne karşı fındık reticilerinin dzenlediği mitingler, 1971 yılının başında Eşmede ve Ala蓷mda dzenlenen ttn mitingleri, Bursada Zeytin reticisinden, st reticisine pek 蔞k sekt顤de 蓷lışan k騽llerin yaşadıkları 蔞k byk sorunları dile getirmek i蓾n 1996 Nisan ayı boyunca srdrdkleri eylemler bu konuda 霵emli bir ka 顤nek. Bu byk eylemliliklerin yanı sıra 驆ellikle 1967-1971 yılları arasında yoğunlaşan bi蓾mde byk toprak ağalarına, tccarlara ya da hazineye ait arazileri işgal etmek gibi radikal deneyimler de yaşandı. Bu konuda yaşanan deneyimlerden Tokat Uzunburun k騽llerinin hazine topraklarını işgali, Elmalı k騽llerinin toprak ağalarına ait toprakları işgali, Odabaşı, G闤pına, Beyceli, Karamık, Değirmen驆 k騽llerinin toprak işgalleri 顤nek olarak verilebilir. Ayrıca Fatsada Fikri S霵mezin belediye başkanı olmasıyla başlayıp devletin nokta operasyonuyla sona eren 驆y霵etim deneyimini de anmak gerekir. Tm bu deneyimler k騽llerin de yeri geldiğinde devrimci tavır takınabildiklerinin ve kendi yaşamlarını ellerine alabildiklerinin bu coğrafyadan g飉tergeleri.

Sonu

Sınıfın devrimci potansiyelinin ortadan kalktığı Tarihin sonunun geldiği gibi s騽lemlerle yaratılan ideolojik dezenformasyona karşı verilecek en iyi cevap sınıfın kendi pratikleri olacaktır. Mcadele tarihleri boyunca bir 霵cye ya da lidere ihtiya duymadan yarattığı deneyimler ve bugn hala yeni deneyimlerin yaratılıyor olması, bize devrimin hala mmkn olduğuna, sınıfın 驆grlk踙 bir toplum yaratacak gce sahip olduğuna dair umut veriyor.

Yaşadığımız coğrafyadaki anarşistler i蓾n bu tartışmalar diğer pek 蔞k lkeden farklı olarak henz yeni. Sınıf perspektifli, toplumcu bir anarşizm i蓾n, yaşanan emek mcadeleleri ve bu mcadeleler i蓾nde aığa ıkan 驆grlk踙 ve devrimci potansiyel bu coğrafyadaki tek referans sayılabilir. Bu referanslar i蔒risinden sahiplenebileceğimiz ve deneyimler kazanacağımız pek 蔞k 顤nek s驆 konusu. Ger蔒k anlamda mcadele etmeye başlamadan 霵ce 驆grlk踙 ve devrimci anlayışa sahip bir sınıf mcadelesinin nasıl yaratılabileceğini tartışmak bizim 霵mz g顤memizi sağlayacaktır. Bir diğer 霵emli nokta ise pek 蔞k akım tarafından farklı algılanan ve yorumlanan sınıf ve sınıf mcadelesi kavramlarını gncel ve ampirik verilerle tekrar tekrar tartışmak ve bu incelemenin inemediği derinlikte analiz etmek bir zorunluluk. Ancak her şeyin 飆esinde yapmamız gereken iş蓾lerden, memurlara, k騽llerden, yakın zamanda yaptıkları eylemlerle gndeme gelen seyyar satıcılar gibi kesimlere ve yeni ortaya ıkan retim bi蓾mleriyle yaşamlarını srdren emek蓾lerin sahip olduğu byk gc g顤mek ve emek ve sermaye cephesinde emeğin yanında yerimizi almaktır.

Notlar:
[1] ROCKER, Rudolf. Anarko Sendikalizm, Kaos Yay., 2000
[2] ARŞİNOV, Peter. Mahnovş蓾na, Kaos Yay., 1998
[3] D. Quataert & E. J. Zrcher. Osmanlıdan Cumhuriyet Trkiyesine İş蓾ler, İletişim yay., 1998
[4] YARAŞIR, Volkan. Sokata Politika, Gendaş A. Ş., 2002
[5] ŞEN, Sedat. İş蓾 Sınıfı Eylemleri ve Devrimimiz, Diyalektik yay., 1993
[6] キLİK, Nuri. İş Hukuku Dersleri, Beta Basım A. Ş., 2004
[7] OĞUZ, Hasan. 1980 Sonrası İş蓾 Hareketinde Durum, Scala yay., 1995
[8] http://www.kesk.org.tr
[9] http://www.halkevleri.org.tr

This page can be viewed in
English Italiano Deutsch
Neste 8 de Mar蔞, levantamos mais uma vez a nossa voz e os nossos punhos pela vida das mulheres!
2005-2019 Anarkismo.net. Unless otherwise stated by the author, all content is free for non-commercial reuse, reprint, and rebroadcast, on the net and elsewhere. Opinions are those of the contributors and are not necessarily endorsed by Anarkismo.net. [ Disclaimer | Privacy ]