user preferences

New Events

Uluslararası

no event posted in the last week
Recent articles by Pşper Neves

textBeraber mcadele edebilmek... 0 comments

Recent Articles about Uluslararası Cinsiyet

La apropiaci鏮 patriarcal del discurso feminista Feb 16 19 by Paula Fraga Arias

La Huelga General del 8 de Marzo, un hito hist鏎ico Mar 12 18 by SECRETARIADO PERMANENTE DEL COMIT CONFEDERAL

8 Μάρτη: Ενάντι... Mar 08 18 by Aναρχική Συλλογικότητα mⒶnifesto

3 Dalga ile Feminizm Tarihi

category uluslararası | cinsiyet | opinion/analysis author Wednesday November 01, 2006 16:54author by Pşper Neves - AKİ Report this post to the editors

Kara Kızıl Notlar Dergisi'nin Temmuz-Ağustos-Eyll 2006 Sayısından Alınmıştır.

Feminizm, yani kadın ve erkek arasında mutlak eşitliği 霵eren ideoloji, tarihsel olarak dalga ile aıklanır. Bu dalga, kronolojik olarak ger蔒kleşmiştir. Ancak bu dalga aynı zamanda pratik ve ideolojik farklılıklar g飉terir. 畤ellikle 2. ve 3. dalga feministler, eylemlilikleri, kamuoyuna mdahaleleri ve fikirsel farklılıklarıyla feminist hareket i蓾nde bir ayrılık g飉terir.
Bu yazımızda, hem dnya hem de Trkiye aısından feminist kazanım, deneyim ve fikirleri anlatmaya 蓷lışacağız.
Tarihsel olarak 1. dalgadan 蔞k 霵ce, ilk feminist olarak bilinen Mary Wolstonecraft, ilk kez 18. yzyılda kadın-erkek eşitliği zerine yazmaya başladı. Fransız İhtilalinden etkilenen ve ilham alan Wolstonecraft, 1792de yazdığı Kadın Hakları Savunucusu ( Vindication of the Rights of Women) ile hem Rouseaunun doktrinine karşı tezler retti hem de 蔞k devrimci taleplerde bulundu. Kitapta yazar kızlarla erkeklerin eşit eğitim g顤me olanaklarını engelleyen Fransız Devrimcileri başta olmak zere tm burjuvalara karşı yazmıştı. Ona g顤e kadınların ss bebekliğine ve ev işine mahkum edilmesi, Rouseseaunun dediği gibi kadın doğasının gereği değildi. Wolstonecraftın o yıllarda bahsettiği fikirlerin yeniden gndeme gelmesi, bir bu蓰k yzyıl sonra ger蔒kleşti. Wolstonecraft hala tm feministlerin benimsediği şu s驆leri de telaffuz etti: Artık kadınların yaşam şekillerinde bir devrim ger蔒kleştirilmesinin zamanı geldi. Kadınlara yitirdikleri onurlarını yeniden vermek ve insan soyunun bir par蓷sı olarak dnyanın d霵ştrlmesine katkıda bulunmalarını sağlamak i蓾n ge bile kalındı. Kadın ve erkek arasında, cinsel arzulama dışında hi蓫ir fark kalmayıncaya kadar mcadele!.. Wolstonecraft, daha sonra da hem kadın hakları, hem de diğer muhalif hareketler i蓾nde yer aldı. Bir dokuma iş蓾sinin kızı olan Wolstonecraft, hukuk alanında da 蓷lışmalar yaptı. 1797 yılında evlilik dışı 蔞cuğu Mary Shelly Wolstonecraftı doğururken 闤d. Mary Shelly Wolstonecraft daha sonra ilk bilimkurgu roman sayılan Frankesteinı yazacaktı.

1. Dalga: Medeni Kanun Talepleri ve Siyasal Haklar

1. dalga feminizm genel olarak iki talep zerinde mcadele etti. Kadınlar i蓾n oy, eğitim ve mlkiyet hakkı.
Kadınlar i蓾n oy hakkı meselesi 19. yzyılın sonu ve 20. yzyılın başlarında dnyanın 蔒şitli yerlerinde değişik bi蓾mde varlığını srdryordu. Avrupanın kimi yerlerinde ufak da olsa bir mlk sahibi olanlar dışında kadınlar i蓾n oy hakkı yoktu. Kimi yerlerde evli olmak, kimi yerlerde hem evli hem de kocanın mlk sahibi olması, ırk farkları, aristokrasi gibi hiyerarşilerle kadınlar oy kullanabiliyordu ama 蔞ğunlukla kadınların oy hakkı yoktu. Amerikada ise, sadece siyahların ve kadınların oy kullanması yasaktı, ancak bu durum daha sonra değişerek siyah erkeklere oy hakkı tanındı. Kadınların Parlamentoya girme şansı ise neredeyse yok gibiydi.
Oy hakkı i蓾n mcadele Amerikada, siyah kadınların beyaz kadınlarla mcadele etmesi ile başladı. 19. yzyılın sonu, 20. yzyılın başlarında mcadele eden kadınlar, 霵ce sadece siyahlar ve siyahların k闤elik karşıtı hareketine destek veren kadınlardan oluşuyordu. Siyah kadınlar, k闤elik karşıtı harekette tanıştıkları kendilerine destek olan beyaz kadınlar ile aynı kaderi paylaştıklarını anlamışlardı. Bu, iki ırktan kadınların beraber mcadele etmeye başlamasının en 霵emli nedenlerinden biridir. Bir diğeri, siyah kadınların k闤elik karşıtı hareket militanlarına ilk kez oy hakkı i蓾n mcadele etme fikrinden bahsettikleri zaman, siyah erkeklerin kendilerine yz 蔒virmesi oldu. Zaten oy hakkı kazanmış olan siyah erkekler, k闤elik karşıtı mcadelede yanlarında g顤meyi sevdikleri ama asıl yerlerinin evleri olduğunu dşndkleri kadınların kendi hakları i蓾n mcadele etmesi gerektiğine inanmıyordu. B騽lece Amerikada kadın hakları i蓾n mcadele eden kadınlar bağımsızlaştı ve hem siyah hem beyaz kadınların desteğiyle hareket etti. Bu kadınlar hem medeni hem siyasi haklar i蓾n, hem de ırkılığa karşı bir arada mcadele ediyorlardı.
Fransada kadın oy hakkı i蓾n mcadele eden kadınlara sfrajetler deniyordu. Zaten 19. yy boyunca eşit işe eşit cret, evlilik ve ailede eşit haklar, kadınlar i蓾n 蓷lışma yaşamı, kadınların kamu g顤evlerinde 蓷lışabilmesi gibi haklar zerinden mcadele eden kadınlar vardı. 1881 yılında kadın sfrajetler Kadın Yurttaş (la Citoyenne) isimli dergiyi ıkarttı. Sfrajetler tm feminist hareket i蓾nde o d霵emde en 蔞k aşağılanan, en 蔞k baskı g顤en fraksiyon oldu. Gazetelerde her gn ne kadar 蓾rkin olduklarını g飉teren karikatrler, hepsinin aslında sevici (lezbiyen) olduğu iddiaları, evlerine girerken veya sokakta taşlanarak ger蔒kleşen 顤gtl saldırılar yznden bu kadınlar işlerini kaybetti, aileleri tarafından dışlandı. Bir erkek i蓾n eşinin sfrajet olması hem bir utan kaynağıydı, hem de boşanma sebebi olarak kabul edilebiliyordu. Hatta, 蔞cuklarını g顤me hakları bile 蔞ğunlukla ellerinden alınıyordu. Sfrajetler sokakta yalnız gezemezdi. Ancak tm bu baskı, sfrajetleri yıldırmaktan 蔞k g蔮endirdi ve 蔞k daha militan bir hale getirdi. Fransadaki diğer feminist hareketler ise kadıların oy hakkı olması halinde rahipler tarafından y霵lendirileceklerine inanıyorlardı ve 1904e kadar oy hakkı mcadelesine uzak durdular.
1904 yılında ABD ve İngiltere ortak bir 顤gtlenme i蓾ne girdi: Uluslar arası Kadın Oy Hakkı Birliği (The International Woman Suffrage Alliance IAW). Bu 顤gt hem kadınlara oy hakkı verilmesine karşı ıkan komitelerle mcadele ediyor, hem de milliyet蓾liğin ykseldiği bir d霵emde enternasyonalist bir politika izliyordu. Birliğin 蔒şitli bati lkelerinde şubeleri kuruldu. Ancak bu yasal bir mcadeleydi. Yine oy hakkı i蓾n İngilterede Emmeline Pankhurst ve kızları Christabel ile Sylvia Pankhurst tarafından kurular Kadınların Sosyal ve Siyasal Birliği (Womens Social and Political Union) 蔞k daha radikal eylemlilikler ger蔒kleştirdi. Bu birlik cam kırma, bomba atma, yangın ıkarma, meclis toplantılarını engelleme, a蔮ık grevi hatta intihar gibi siyasal y霵temler kullanmaktaydı. Sylvia Pankhurst daha sonra hem iş蓾 sınıfı i蓾n mcadele etmiş, hem de 60lı yılların 2. dalga feminist teorilerinin yasal haklarla sınırlı kalmayıp ev işlerinin ortaklaşması, ailenin sorgulanması ve 驆el alan politiktir sloganın hem savunma hem de ger蔒k hayata ge蓾rmede 霵cs olmuştur.
Yine aynı d霵em oy hakkı i蓾n mcadele eden kadınlar fuhuş i蓾n bir araya gelip bu alanda da mcadele etti. Kadın Konseyinin 1913 kongresinde İngiliz Sfrajeti Millecet Garret Fawcett, fuhuşu, erkeklerin parasal ıkarı i蓾n kadınların zorunlu k闤eliği olarak tanımladı. Birinci Dnya Savaşının Başlaması ile erkeklerin silah altına alınması, kadınların ise silah fabrikalarında 蓷lışmaya başlaması iki 霵emli meseleyi gndeme getirdi: Barış ve emek蓾 kadınlar. İşyerlerinde kreşler aılmaya başlandı ama bu sadece daha fazla kadının cretli emeğini kullanabilmek i蓾n yapılmış bir dzenlemeydi. Kadın, tarihte her zaman olduğu gibi ucuz emek anlamına gelmekteydi. Feministler, 1918de Versailles Antlaşması ve Milletler Cemiyetine eşit işe eşit cret ilkesini koydurmayı başardı. Bir tarafta da kadınlar barışı sağlamak i蓾n uluslar arası bir 顤gtn kurumasını talep ediyorlardı. Kadınlar barış i蓾n 顤gtlendi, savaşan lkelerdeki kadınlar barış i蓾n birlik oldu ve birbirlerini kız kardeş olarak g顤meye başladı.
Btn bu olanlar iş蓾 kadınların militanlaşmasına sebep oldu. Silah fabrikalarında 蓷lışan kadınların grevleri sıklaştı. Bu mcadeleler sonunda kadın iş蓾lerin cretlerinde artış sağlandı. Ancak savaş sonrasında askerden d霵en erkeklere iş imkanı sağlamak i蓾n kadın iş蓾lerin işten ıkarılmaya başlanması, bu iş蓾lerin 蔞k dşk cretlerle 蓷lışmaya başlamasına sebep oldu. Oysa savaş sırasında kadın ve erkeklere verilen cret arasındaki farklar 霵emli 闤踙de azaltılmıştı.
Birinci Dnya Savaşı sona erdiğinde aralarında ABD, İngiltere, Almanya ve Rusyanın da olduğu 21 lkede kadınlara oy hakkı koşulsuz verilmişti. Trkiye de bilindiği gibi 1934 yılında kadınlara oy hakkı verdi ancak, Trkiyede 1. dalga deneyimlerine birazdan yer vereceğiz. Fransadaki feministler ise, kızların eğitimi, cret eşitliği ve kadınların devlet memurluğuna girmesi i蓾n verdikleri mcadelede byk zaferler elde ettiler. Bir yabancı ile evlenen kadınların milliyetlerini koruyabilme yasası ıkarıldı ki bu, d霵emsel olarak byk bir kazanımdı. Evlilikte erkeklere byk ayrıcalıklar veren Fransız Medeni Kanuna g顤e bu başarıyla, ilk kez Fransız kadınlar kocalarının onayı olmadan kimlik belgesi ıkarabilecekti. Ancak siyasal haklar aısından başarılı olamadılar. 1936da L瘳n Blum, hkmetinde d顤t kadına g顤ev verdi ama kadınların oy hakkını tanımayı reddetti.
Sovyetler Birliğinde ise, durum bambaşkaydı. Batılı kadınların hakları i蓾n didindikleri bu d霵emde, Rus kadınları haklarına kavuşacakları 1917 Devrimi i蓾n erkeklerle yan yana mcadele etmekteydi. Ger蔒kten de SSCBde 1940dan 霵ce kadınlar byk kazanımlar elde etti.
Bolşevik Devriminin ilk sosyal i蔒rikli kararları, doğumdan 霵ce ve sonra 16 haftalık izin ve cretsiz sağlık hizmeti, mal varlığı y霵etiminde kadınlara eşit haklar tanınması, meşru ve meşru olmayan 蔞cuklar arasındaki farkların kaldırılması ve boşanmanın kolaylaştırılması oldu. Bolşevik Devrimi yapıldıktan sonra kadınlar Beyaz Orduya karşı gerilla savaşında subay ve er olarak yer aldılar. Komnist Partide Genotdel isimli bir kadın komsomolu kuruldu. Aydınlar ve komnist siyasiler ev işi ve 蔞cuk eğitimi gibi işler kadınların stnde kaldığı srece mutlak bir eşitlikten bahsedilemeyeceğini dşnyorlardı. Bu, sadece yasal haklar değil, toplumsal cinsiyet rol ve g顤evlerinin de yıkılması yolunda mcadele edilmesinin yolunu a蓨ı. B騽lece aile g顤evleri kamulaştırıldı ve ortak işler i蓾n komnler kuruldu.
Ancak i savaştan sonra 霵celik, retkenliğe verildi. 畤ellikle annelik meselesinde savaşın etkisi var, nfus azaldı ve 蔞cuk doğurmak gerekti. Bu, kadınlara verilmiş hakların yavaş yavaş geri alınmasına neden oldu. Fabrikalarda kreş ve yuvalar kapatıldı. 1929da Genotdel 顤gt dağıtıldı. Hemen ardından 1930da kabul edilen aile yasası ile geleneksel aile yapısı yeniden getirilmeye başlandı. Rusya krtaj hakkını ilk defa kabul eden lkelerden biriydi ve 1936 yılında bu hak geri alındı. Kadınlar 蔞k sayıda 蔞cuk doğurmaya teşvik edildi ve hatta 10 ve zeri 蔞cuk doğuran kadınlara analık nişanları takıldı. Analık yceltilmeye ve kadının yerinin ev olduğuna y霵elik propagandalar ykseltildi. Yine de Sovyetler Birliğinde kadınlara eğitim, cretli iş ve spor gibi alanlar kapatılmadı.
Sovyetler Birliği 顤neği bu aıdan Trkiyeye 蔞k benzer. Tıpkı SSCBde olduğu gibi, Trkiyede de devrim sonrası d霵emde kadınlar erkeklerin yaptığı her işte yer almaya teşvik edildi. İlk kadın pilotun g顤eve başlamasından, doğuya giden kadın ğretmenlere 饘gler dzen romanlara, kadın sporculara verilen ayrıcalıklara kadar her şey, Cumhuriyetin ilk yıllarında kadınların 霵emli kazanımlarıydı. Ancak yıllar ge蓨ik蔒 yine analık ykseltildi ve kadınlar evlere y霵eltildi. Tek bir farkla, SSCBde bu durum, savaş sonrasında, ihtiya蓨an ger蔒kleşmişti. Trkiyede ise aksine kadınların kazanımları savaş sonrasında arttı, daha sonra geri alındı.
Trkiye ve SSCBnin kadın mcadelesi aısından bir başka benzerliği de, hkmet tarafından byk bir dşmanlıkla karşılaşılması oldu. Tıpkı SSCBnin kadın hakları militanlarına baskısı ve kadın haklarını devrimle beraber getirmesi gibi, Trkiyede feminist kadınları dışlamış, mcadelesine sokmamış, kadınların istediği hakları devrimle beraber vermiş, ancak yıllarla beraber geriye d霵ş başlamış.
Devrim d霵emlerinde kadınlara hakkınızı alamazsınız, ancak biz veririz diyen hkmetlerin başında Trkiye geliyor. Trkiyede 1. dalga feministler i蓾nde en 霵de gelen isim Nezihe Muhiddindir. Nezihe Muhiddin, 19. yzyıl sonlarında doğmuş, iki kez evlenmesine rağmen babasının soyadını muhafaza etmiş, sosyoloji, psikoloji gibi alanlarda 蓷lışmalar yapmış, sahnelenen eserler yazmış bir kadın dşnr. Ancak daha da 霵emlisi, Kadınlar Halk Fırkasının kurucularından.
Nezihe Muhiddin, cumhuriyetin ilanından 霵ce, cumhuriyeti kadın haklarının alınması i蓾n 蔞k uygun bir zemin olarak g顤r. Bu ama蔮a Kadınlar Halk Fırkasını kurar. Parti programında kadınların milletvekili, hatta asker olması talepleri yer almaktadır.ancak bu talepler aşırı bulunduğu i蓾n, parti kapatılır. Hemen ardından talepler daraltılarak, Trk Kadınlar Birliği kurulur. Kadınların se蔂e ve se蓾lme hakkının olmadığı ilk se蓾mde dernek tepki olarak Nezihe Muhiddini aday g飉terir. Cumhuriyet Gazetesi bu durumu Havva'nın kızları, Meclis'e girip yılın manto modasını tartışacak diyerek alaya alır. Saldırılar bununla da bitmez. D霵emin medyasının yoğun saldırısına maruz kalır Nezihe Muhiddin. Bir sre sonra se蔂e ve se蓾lme hakkı kadınlara tanınır ancak, son derece militan bir hayat yaşayan, iyi bir hatip, devrimci ve radikal bir kadın olarak hatırlanan Nezihe Muhiddin, 霵ce Trk Kadınlar Birliğinden daha sonra da siyasetten, hkmet kararıyla uzaklaştırılır.

2. Dalga: Cinsellik ve Doğurganlığın birbirinden ayrıştırılma mcadelesi

Batıda ger蔒kleşen gelişmeler, doğum kontroln gvenli ve kolaylaştıran y霵temler geliştirilmesine sebep olmuştu. Bu durum, kadınların hamilelik riski olmadan cinsellik yaşayabilecekleri anlamına geliyordu. Doğum kontrol i蓾n, yasal olduğu lkelerde krtaj, yasal olmayan lkelerde ise gizli ger蔒kleşen, tehlikeli, kısırlığa ve hatta 闤mlere sebep olan 蔞cuk dşrme y霵temleri dışında da alternatifler retilmişti. Ancak bu uygulama ve ila蔮ar pahalıydı. Kadınlar, bu olanakların tm kadınların hizmetine sunulması ve pek 蔞k lkede ge蔒rli olan baskıcı yasaların ortadan kaldırılması i蓾n mcadele etmeye başladı.
2. dalganın başlamasında ve teorisinde 蔞k 霵emli bir etkisi olan Simone de Beavoir, kadınların kurtuluşu karınlarından başlayacak diye yazmıştı, İkinci Cins isimli ciltlik kitabında. Kitap, yıllardır sren kadın mcadelesinin en 霵emli ğesine, aile ve toplumsal cinsiyete y霵elikti. Simone de Beavoir, 驆ellikle bir tespitiyle (bu tespit daha sonra poler bir slogan olacaktı) 2. dalga feministlerin hem ideolojik hem pratik olarak yollarını 蓾zdi. Kadın doğulmaz, kadın doğulur bu tespitin 驆eti oldu. İkinci Cinsin cildi de dişi cins olarak doğmuş bir insanın, yıllar i蓾nde nasıl eğitilip kadın olduğuna ilişkindi. Btn kitap, cinsiyet rollerinin doğal değil, ğretilmiş olduğunu kanıtlayan bilgi ve deneyimler i蔒riyordu. Bu teori bir kavramın ortaya ıkmasına yol a蓨ı. Doğal olan ve doğumla beraber belirlenen cinsiyet (sex) ve doğduktan sonra aile ve toplumun etkisiyle şekillenen toplumsal cinsiyet (gender).
Toplumsal cinsiyet kavramı kendi başına 蔞k şey ifade ediyordu. Ama teori ilerledik蔒, toplumsal cinsiyetin aslında sadece sonu olduğu g顤ld. Aile zerinde ger蔒kleşen ekonomi-politik sistem, patriyarka, toplumsal cinsiyeti meydana getiriyordu ve aslında kendisi 蔞k daha byk bir sorundu. Aile i蓾nde, ata-erkillik de denilen, babanım ev i蓾nde harcanan tm emeğe cretsiz el koyması, yani k闤elik, bir tr s闣r ilişkisi doğuruyordu. Bu emek, gerek ev işlerinin, gerekse babaya ait herhangi bir mlk veya işletmenin (tarla, bakkal vb.) kimi işlerinin, kadın ve 蔞cuklar tarafından hi蓫ir cret talep etmeksizin yapılmasıydı. Aile işletmelerinde elde edilen kara veya evde 蓷lışan kadının cretine babanın el koyması ve bu emeğe sadece boğaz tokluğuna sahip olmasının yarattığı k闤elik sistemi, feministlerin en 蔞k tartıştığı konulardan biri oldu. Bu emeğin artı değer oluşturup oluşturmadığı konusu ise yine feminizm i蓾nde kimi ana akımlar yarattı, ama bu konuya daha sonra değineceğiz. Beavoir, kadın siyasetini ve feminizmi derinden etkilerken, feministler krtaj ve doğum kontroln yasallaşması i蓾n mcadeleye devam ettiler. Bu mcadeleler 驆ellikle Kuzey Avrupa ve ABDde g kazandı. Fransada feministler, 14 yıl sren zorlu bir mcadele verdiler ve 1967de doğum kontrol yasallaştı.
ABD eyaletlerinin 蔞ğunda doğum kontrol yasallaşmıştı. Genel olarak aşırı muhafazak漷 kesimler hari herkes doğum kontrol y霵temlerinin kullanılmasına sıcak bakıyordu. Ancak, bugn bile hi蓫ir doğum kontrol y霵teminin gebelikten yzde yz korunma sağlayamadığını dşnrsek, kadınların cinsellikle doğurganlığı birbirinden ayrıştırmak i蓾n krtaj hakkını kazanmaları gerekiyordu. Kaldı ki, daha 霵ce de bahsettiğimiz gibi, krtajın yasak olduğu lkelerde kadınlar tehlikeli y霵temlere başvuruyorlardı ve bu y霵temler 闤mle bile sonu蔮anabiliyordu. Feministler İngilterede 1967 yılında krtaj hakkını kazandı.
Amerikalı feministler hem propaganda yapıyor, hem de gerek gizli kadın doğum uzmanlarıyla anlaşıp illegal ama sağlıklı krtaj olanakları sağlayarak, gerek 驆el eğitim almış kadınların 蓷lıştığı feminist sağlık kliniklerinde doğum kontrol eğitimleri vererek somut adımlar atıyorlardı. ABDde krtajın yasallaşması 1973 yılında ger蔒kleşti. Bu gelişme diğer lkelerde de tekrar etti.
Ancak krtajın yasallaşması, krtaj olmak isteyen kadınlar i蓾n mali kolaylık ve uygun sağlık koşullarında krtaj yaptırma olanağının sağlanması anlamına gelmiyor. 2. dalga feministler bu konuda da mcadele etti. Dnyanın her yerinde muhafazak漷lar bu konudaki yasaların yeniden g驆den ge蓾rilmesi talep etmeye devam ediyorlar. ABDde 1978 yalandı krtaj uygulayan 15 klinik, yangın ıkarma, saldırı, bomba koyma gibi eylemlerle protesto edildi ve bu tr eylemler artık seyrekleşmekle beraber hala devam ediyor. 68 sonrasında ABD ve Avrupada yaşayan gen kadınlar, kendilerinden 霵ceki kuşak gibi anti-faşist mcadele i蓾nde yorulmamış, yine kendilerinden 霵ce gelen kuşakların kazanımlarıyla iyi eğitim g顤mş olarak mcadeleye katıldılar. ⑽nk bu kadınlar, g顤dkleri eğitime rağmen hala karı-anne gibi g顤lyorlardı ve bunu kabullenmek istemiyorlardı. Yine bu kadınların teoride ve 驆ellikle de pratikte en 霵emli yol g飉tericileri, 驆el olan politiktir oldu.
畤el olan politiktir, birka manada 霵emliydi. 琄celikle, kadınların sahip/mahkum oldukları en 霵emli alan 驆el alandı. En byk ezme/ezilme ilişkileri, s闣r ve toplumsal cinsiyet rollerini var eden patriyarka, evden ve aileden, yani hi蓫ir kamusal aracın mdahalesine imkan verilmeyen mahremden geliyordu. Kadınlar i蓾n kamusal alan yasaktı ve aynı zamanda, feministler i蓾n en byk mcadele alanı 驆el alan oldu. Kamusal alan/驆el alan tartışması ve tespiti 蔞k 霵emli bir gelişmeydi. Daha sonra, 驆ellikle feminist edebiyat alanında başarılı olmuş Kate Millet, Fahişelik Dosyası isimli kitabında, 驆el alanın politikasını yapmaya başladı. Kitapta kimisi uzun zamandır seks iş蓾liği yapan, kimisi birka kez ıkarları i蓾n erkeklerle yatmış 蔒şitli yaş, ırk, ilgi alanı ve sınıftan kadın, deneyimlerini anlatıyordu. Yazar da, bir zamanlar pek hoşlanmadığı bir erkekle, sırf onu şık restoranlara g飆rdğ i蓾n ıktığını anlatıyordu. Yani kendisi de, anlatanların bir par蓷sı olmuştu. 鈤telik, fahişeliğin ne ayıp bir şey olduğunun, ne de sadece para karşılığı seks yapmakla aıklanabileceğinin ispatıydı. Bu kitap sadece feminizm aısından değil, aynı zamanda akademik anlamda da 霵emli bir 蓷lışmaydı 踙nk, ilk defa deneyim, bir bilimsel veri olarak kabul edilmekteydi.
İkinci etkisi, pratikte oldu. Feminizm yalnızca kadınlarla yapılıyordu ve her kadın i蓾ndi. Bu, pek 蔞k farklılık ve 蔞k farklı deneyim demekti. Kadınlar cinsel taciz/tecavzden aile i蓾 şiddete, cinsel haz alma tercihlerinden cinsel y霵elimlere konuşulması toplumsal baskılarla yasaklanmış her şeyin politikasını yapıyorlardı. Ancak ge蔂işten gelen alışkanlıklar, kadınların birbirlerini yargılamadan 顤gtlenmesini zorluyordu. Bu durum, şu anda da sren ve hemen her feminist grubun kabul ettiği bilin ykseltme pratiklerini beraberinde getirdi. Bilin ykseltme, temelde belli bir sayıda kadından oluşan k踙k grupların, kendilerinden, alışkanlıklarından, utan蔮arından ve deneyimlerinden bahsederek, hem birbirlerini ve kendilerini tanımaya, hem de toplumsal cinsiyet rollerinin tek tek kişiler zerindeki etkisini sorgulamaya, bu şekilde de birbirlerini yargılamadan kız kardeş olmaya yarıyordu. Kız kardeşlik (sisterhood), 68 sonrası feministler aısından yoldaşlık demekti ve 蔞k 霵emli bir gelenek olarak hala srmekte. Kız kardeşlik yoldaşlık demekti fakat bir taraftan da, s闣r ile şekillenen aileye karşı, bir başka aile ve başka bir kardeşliğin politikasını yapmak anlamına geliyordu.
Trkiyede 2. dalga feministler 80 sonrasında gerek politikada, gerek kamuoyu gndeminde yer almaya başladı. Feminist kadınlar 12 Eyll sonrasındaki sessizliği bozan ilk hareket oldu. 80 霵cesinde İKD (İlerici Kadınlar Derneği) kadın hakları i蓾n 蓷lışan bir organizasyondu ancak, temel aldıkları ideoloji sosyalizmdi. Yine de İKD sadece kadınların katıldığı bir dernekti ve kadın kadına mcadele aısından Trkiyedeki ilk deneyimdi. Zaten 霵ceden İKDli olan bir 蔞k kadın, 80 sonrasında feminist hareket i蓾nde yer aldı.
Trkiyede feministler 霵ce Somut gibi sol dergilerde yazmaya ve feminist fikirlerin tohumlarını yaşadıkları lkede atmaya başladılar. Ancak ilk feminist 顤gtlenme 1984 yılında kurulan Kadın ネvresi oldu. Kadın ネvresi feminist bir yayıneviydi ve feminist bir literatr oluşturmak i蓾n kitap basıyordu. Bununla beraber Kadın ネvresi sadece bir yayınevi olarak kalmadı. Aynı zamanda feministlerin ve feminizm zerine dşnmeye başlayan kadınların birbirini bulduğu bir 顤gtlenme haline geldi. Daha sonra bilin ykseltme toplantılarını, feminist dergileri ve kampanyaları 顤gtleyecek olan kadınlar burada tanıştı ve aktif olarak feminist siyaset retmeye başladı.
Kadın ネvresinde tanışan kadınların ilk ıkardıkları yayın Feminist oldu. 87-90 yılları arasında ıkan Feminist, hem şekilsel hem i蔒rik olarak daha 霵ce Trkiyede yayınlanmış hi蓫ir dergiye benzemiyordu. Gerek boyutları, gerek kullanılan renkler, gerek i tasarımı ama daha 霵emlisi i蔒riğiydi. Feminist, teorik bir dergi değildi, ancak feminist teori aısından 蔞k doğru bir dergiydi. Dergide sadece yorumlar değil, kişisel deneyimler de anlatılıyordu ki bu da 驆el alanın politikasının yapılmaya başlanması demekti. Feministi ıkaran kadınlar kendilerini 蔒şitli sol siyasi g顤şlere yakın hissetseler bile, bu dergide sadece feminizmle ilgili yazılar yayınlanıyordu.
Ancak daha sonra Kadın ネvresinden ayrılan bir grubun ıkardığı Sosyalist Feminist Kakts dergisi, teorik olarak Feministi ıkaran kadınlardan ayrılıyordu. Kakts dergisini ıkaran kadınlar, 驆ellikle sosyalist kadınlara hitap etmek istiyorlardı 踙nk feminizmin ancak bu şekilde politik bir g olabileceğine inanıyorlardı. 88-90 arası ıkan bu dergiye emek veren kadınlar, kampanyalarda diğer feministlerle beraber 蓷lıştılar ancak teorik ayrılık sebebiyle ayrı hareket ettiler.
Trkiyedeki 2. dalga feministler konuları farklı olsa da tıpkı yurtdışındaki kız kardeşleri gibi 蔒şitli kampanyalar organize ettiler.
Bunlardan ilki Dayağa Karşı Kampanya oldu. 1987 yılının Nisan ayında プrumda bir hakimin şiddet nedeniyle boşanmak isteyen 蔞cuklu bir kadının bu talebini, kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin gerek蔒siyle reddetmesi zerine kampanya başlatıldı. İlk eylem 17 Mayısta ger蔒kleşti. Bu aynı zamanda 12 Eyll sonrasında ger蔒kleştirilen ilk miting oldu. Daha sonra Kariye Şenliği ve Bağır Herkes Duysun kitabı ile kampanya devam etti. Kampanyanın sonunda nl Mor ドtı kuruldu. Bu kampanya ile 驆el alan olarak g顤len hane, kamusal alanda tartışılmaya başlanıldı.
Hemen ardından gelen cinsel tacize ya da sarkıntılığa karşı kampanya ve İffetli Kadın Olmak İstemiyoruz! kampanyası, Trkiyede kadın kurtuluş hareketinin ger蔒kleştirdiği en radikal eylemlere sebebiyet verdi. Cinsel tacize karşı yrtlen kampanyanın sembol mor iğneydi. Mor kurdeleler bağlanmış byk iğneler, tacize karşı kadınların kendilerini taciz eden erkeklere batırması i蓾n vapurlarda ve kamuya aık mekanlarda feministler tarafından dağıtıldı. İğne, ilgin bir sembold 踙nk cinsel tacize karşı silah sayılabilecek bir şeyin kullanılmasının meşru mdafaa olduğunu anlatıyordu. Yakaya takılan iğneler, beraberinde meyhane ve kahvehane baskınlarını getirdi. Bir grup feministin, sadece erkeklere mahsus alanlara baskın yapıp oradaki erkeklerle konuşması, basında byk tepki uyandırdı. Ancak bu gn bile, şehirli kadınların bir蔞k i蔝ili mekanda eğlenebildiğini dşnrsek, 89 yılında yapılan bu kampanyanın etkilerinin ne kadar byk olduğunu anlarız. Ayrıca kampanya genel olarak, bir kadın nasıl giyinirse ve ya davranırsa davransın, cinsel tacizin hi蓫ir 驆r olmayacağını ve tecavzden farkı olmadığını anlatıyordu. Ancak somut hedef olmaması, kampanyanın 蔞k uzun srmemesine neden oldu.
İffetli Kadın Olmak İstemiyoruz! kampanyası, 90 yılında başladı. Byk 闤踙de TCKnın 438. maddesine y霵elikti. Bu maddeye g顤e, seks iş蓾si kadınlar tecavze uğrayınca 蓨e iki ceza indirimi uygulanıyordu. Sebep olarak, zaten iffetsiz olan kadınların tecavz hak ettiği ve iffetli kadınlara g顤e 蔞k daha az hasar aldığı 霵e srlyordu. Feministler, sadece seks iş蓾si kadınlara tecavzn meşruluğunu değil, kadınların iffetli-iffetsiz ayrımına tutulmasını da protesto ediyordu. Daha sonra da 蔞k sık duyulacak olan Bedenimiz Bizimdir sloganı ilk kez bu yıllarda kullanılmaya başlandı. Kampanya, İHD ve Baronun da katkılarıyla yasanın kaldırılmasıyla son buldu.
Hemen ardından 蔞k tartışmalı boşanma kampanyası başladı. Evet, feministler patriyarkal aile yapısını protesto etmek i蓾n, yani politik nedenlerle boşandılar. Bu kampanya hem kısa srd, hem de pek etkili olamadı ama hala Trkiyede yaşayan feministler bu kampanya ile hatırlanıyor. Oysa bu kampanya halen tartışılmakta ve sona ermeden feminist hareket Trkiyede byk bir s霵mlenmeye başladı. 90ların ortasında, feministler sokaklardan 蔒kildi.
2. dalga, pratikte bir d霵emdi ve belli ana başlıklar altında srdrlen kampanyalar ile sona erdi. Ancak teorik olarak, halen devam etmekte. ⑽nk hemen ardından gelen 3. dalga ile arasında 蔞k byk kavramsal farklılıklar taşıyor. Bu yzden hem Trkiyede hem dnyada kimi feministler kendilerini ideolojik olarak 2. dalgaya, kimileri 3. dalgaya dahil hissediyor. Bunun yaş ve kuşak farkı ile de ilişkisi bulunmakla birlikte, temel fark kimlik meselesi ve toplumsal cinsiyetin algılanışı.

3. Dalga: Kadın Kimliği ve Diğerleri...

3. dalga feminizm dnyada 90ların ilk yarısı, Trkiyede doksanların sonu itibariyle başladı. Ancak 霵ce, bu kuşak kadınların durumunu g顤meye 蓷lışalım.
70ler ve sonrasında doğan kadınlar, feminizm duymuştu ve ne olduğuyla ilgili yanlış/doğru fikir sahibiydi. Kimi kadınlar feminizmi saldırgan, lezbiyen/frijit/erkek dşkn/erkek dşmanı kadınların politik aracı olarak g顤yordu. Bir 霵ceki kuşağın uğrunda mcadele ettiği talepler kazanılmış ve elde bir olmuştu. Feminizm g kaybetmişti, elde edilen haklar vardı ve bunlar kaybedilmiyordu ancak mcadele durgundu. Patriyarka ara蔮arıyla bir yandan kutsal ailenin propagandasını yapıyor, bir yandan gen蔮ik ve gzelliği yceltiyordu. Muhalif politikalar ise kimlik ve farklılıklar gibi konularda s驆 etmeye başlamıştı. O yzden feminizme ilgili bir蔞k kadın kimlik蓾 bir feminizme yakınlık duymaya başladı.
İşte bu noktada, 2. dalga feministlerle ayrımlar başladı. 2. dalga feministler, tek ortak noktası kadın olmak olanların verdiği bir mcadele arzuluyorlardı. Yani ırk, cinsel y霵elim veya ekonomik sınıf ayrımı mcadelenin i蓾nde yok sayılıyordu, 踙nk bu farklılıklar kadınların aynı baskıyı g顤mesine engel değildi. 琀neğin her kadın tacize uğrama tehlikesi ile karşı karşıyaydı. 2. dalganın s騽lediği diğer bir şey de, toplumsal cinsiyet rollerinin btnyle yıkılması gerektiğiydi. Bu yzden mcadele feminen s騽lemlere tamamen kapalıydı, ne kadınlıkla ne de erkeklikle ilgili durumların yceltilmesini istiyordu.
3. dalga ise, tamamen farklılıkların dile getirilmesi ile varolmak istiyordu. 琀neğin, lezbiyen kadınlarla heteroseksel kadınlar, tamamen başka ezme/ezilme ilişkileri yaşıyordu 3. dalga feministlere g顤e. 琄ce bu farklılıkları g顤mek ve ortak noktalar zerinden siyaset yapmak gerekiyordu. Bu kimlikler biyolojik sebepler de, kapitalist veya partiyarkal ilişkilerle de oluşsa, bu kimliklerin kabul gerekiyordu. Tam bu noktada, 2. dalganın toplumsal cinsiyet rollerini yıkma talebi ile 蔒lişildi. Kadın olmak hem bir cinsiyet rol, hem bir kimlikti. Erkek kimliği eril iktidara sahip olduğu i蓾n doğal olarak ezen oluyordu, ancak kadın kimliğinin b騽le bir ezme misyonu yoktu ve bu yzden rahatlıkla yaşatılabilirdi.
3. dalga feministler kendilerinden 霵ce gelen kuşağı evrenselci, farklılıklara karşı duyarsız, orta sınıf ve heteroseksist olmakla su蔮uyor. Bu, bir aıdan doğru olabilir 踙nk ger蔒kten de 2. dalga feministler taleplerini gndeme getirirken varolan farklılıkları yok saydı. Bu taleplerin gndeme getirilmesi 3. dalganın başlangıcına denk gelir. Ancak başka bir taraftan 2. dalga, sadece hak eşitliği ile sınırlı kalmayan bir eşitlik蓾lik anlayışı ile hareket etti ve buna 蔞k 驆en g飉terdi. 琄ceden g顤mediği konulara karşı, 3. dalganın da etkisiyle 蔞k duyarlı oldu. Aslında temel olarak, 2. dalga, mutlak eşitlik isterken, 3. dalga, farklılıkların değerli olduğuna vurgu yapıyordu. Bu da, yepyeni bir dnya kurulsa bile, farklılıkların muhafaza edilmesi anlamına geliyordu. daha 霵cede belirttiğimiz gibi, 2. dalga feministler Wolstonecraftın şu s驆lerini slogan haline getirmişti: Kadın ve erkek arasında cinsel arzulama dışında hi蓫ir fark kalmayıncaya kadar mcadele!..
Trkiyede 3. dalga, Krt kadınlar 顤gtlenmesi ile başladı ve devam etmekte. Trkiyede negatif bir durumda olan Krt halkında kadın durumu, ilk kez Saddam Hseyine y霵elik intihar eylemi sırasında yakalanan ve 闤drlen Leyla Kasım ile anılmaya başlandı. Bu olay ve Krt kadınların 顤gtlenme 蓷lışmaları ile ilk kez, bu coğrafyada yaşayan Krt kadınların yaşadıkları g顤nr oldu. Bir taraftan Krt halkının yaşadığı zorluklar, bir yandan patriyarkal aile yapısı, bu kadınları 霵ce Krt hareketine y霵eltti. Bir 蔞k Krt kadın gerilla olarak dağa ıktı. Bu hem aileden bir kaıştı hem de yaşanılan zorlulara karşı mcadele y霵temiydi. Başta hem aileler kızlarının evden ıkmasına tepkiliydi hem de erkek gerillalar kadınların hantal olduğu gerek蔒siyle yanlarında istemiyordu. Ancak bu durum zamanla aşıldı, hatta gerillanın i蓾nden bir grup kadın Partiya Jinana Kurdistanı (Krdistan Kadın Partisi-PJA) kuruldu. Bu 顤gt hem ulusal kurtuluş mcadelesi hem de kadın kurtuluş mcadelesi veriyordu. 琀gt başta feminizme uzak dursa da, ilerleyen yıllarda kadın kurtuluş mcadelesine daha sıcak bakmaya başladı.
Legal alanda ise, Krt kadınları mcadeleye devam etti. Bu kadınlar feministler ile yakın bir ilişki i蓾ndeydi. Dicle Kadın Kltr Merkezi, başta Yaşamda 畤gr Kadın adıyla ıkan ama kapatılınca 畤gr Kadının Sesi ismiyle yayın hayatına devam eden dergi, en somut 顤nekler.
Daha sonra Roza ve Jujin dergileri, hem Krt kadının sesini dile getiriyordu, hem de feminist bir perspektife sahipti. Bu durum, taciz, tecavz, ensest gibi konularda s驆 s騽lemeleri ve hem Krt kadınlara, hem de tm Trkiyeli kadınlara aık olduklarını s騽lemeleri şeklinde ger蔒klik buldu. Tam bu noktada Krt hareketinden bağımsız ama bağını koparmayan bir mcadele başlamış oldu ve halen srmekte.
Elbette sadece Krt kadınlar, kendi kimlikleri zerinden siyaset yapmaya başlamadı. ネşitli eşcinsel hakları 顤gtlerinde mcadele veren kadınlar, feminist hareketle ilişkiye ge蓨i. Ama bambaşka bir tarafta, ilk kez Mslman kadınlar kendi hakları i蓾n mcadeleye başladı. Buna ilk 顤nek niversitelerde trban yasağı ile başlayan protestolar olarak g顤lebilir. Ancak sadece bu değil. Bu sadece en bilinen 顤nek. Trban yasağına karşı ger蔒kleştirilen protestolar feminist kadınlarla Mslman kadınların en 霵emli ve en 蔞k bilinen teması sayılabilir. Ancak d霵em Mslman kadınlara destek veren feministlere, karşı taraftan hi蓫ir destek gelmemişti daha sonraları. Fakat bazı kadınlar, kendilerine feminist demeseler de, feminist kadınlarla ortak talepleri olduğunda mcadele etti. Bunun en 霵emli istisnası Gonca Kuriş oldu. Gonca Kuriş, trbanlı bir kadındı, kendisinden ben imanlı feministim diye s驆 ediyordu ve bir yandan kadın hareketi i蓾nde, bir yandan muhafazakar 蔒vrede s驆 sahibiydi. Ancak muhafazakar 蔒vre onun hem Mslman, hem feminist oluşuna hoşg顤yle yaklaşmadı. Gonca Kuriş, İBDA-C tarafından kaırıldı ve 闤drld. Feminist hareket Gonca Kurişe sahip ıktı ve onu 闤drenleri protesto etti.
İdeolojik farklılıklar g飉terse de, feminist kadınlar yakın zamanda hep birlikte kampanyalar ger蔒kleştirdiler.
Bunlardan bir tanesi g驆 altında taciz ve tecavze karşı oldu. Politik sebepler dolayısıyla g驆altına alınan kadınların devlet tarafından taciz ve tecavze uğruyor olması g顤nr kılındı. İlk kez Asiye Gzelin davası ile başlayan kampanya, daha sonra da kimi davalar aılması ile devam etti. Feminist kadınlar konuyla ilgili protesto eylemleri ger蔒kleştirdi ve devletin erkek bir kurum olduğu, patriyarkanın devamı ve g蔮enmesini sağlamak i蓾n her zaman 蓷lışacağı s騽lemi dile getirildi. Bu davalar bugn hala srmekte.
İkinci kampanya, yani t顤e cinayetlerine karşı yrtlen kampanya, kamuoyunda 蔞k daha geniş yankı uyandırdı. 琈le ki, kampanyanın g蔮endiği d霵emlerde, t顤e cinayetleri sanki yeni ger蔒kleşen olaylarmış gibi anlatılıyordu. Oysa bu ger蔒k, yzyıllardır bu topraklarda yaşanıyordu, ancak feminist mcadele g顤nr kılınmasına yol a蔂ıştı. Tecavze uğrayan ve hamile kalan, 蔞cuğu doğurmak i蓾n İstanbula ka蓷n, ancak burada 蔞cuğunu doğurduktan sonra ailesi tarafından bulunan, sokakta yediği ilk kurşunlarla 闤meyen ancak kaldırıldığı hastanede hi蓫ir gvenlik 霵lemi alınmadığı i蓾n tekrar bulunup 闤drlen Gldnya T顤en, kampanyanın en 霵emli sembollerinden biri oldu. Gldnyanın naaşı ailesi tarafından kabul edilmediği i蓾n feministler tarafından alındı ve cenazesinde de yine feministler vardı. Ancak hakim Gldnyanın 蔞cuğunu ailesine teslim etti.
Kampanyanın iki talebi vardı. Bunlardan biri, yeni TCK kanunu ile ilgiliydi. 琄celikle, daha 霵ce namus cinayetine uygulanan yasanın değişmesi ile ilgiliydi. İkincisi ise, ailesinden ka蓷nlar i蓾n sığınak yapılması talebiydi.
Sığınak yapılması talebi, Trkiyede ne kadar gndeme getirilse azdır 踙nk Trkiyede sığınak sayısı o kadar yetersiz ki, etkileri 蔞k az sayılıyor. Kaldı ki varolan sığınaklar da yeterince iyi gizlenmiyor, kapasite azlığı ve kadınlara iş imkanı sağlama 蓷lışmalarının olmaması sebebiyle kadınlar bir sre sonra evlerine d霵mek zorunda kalıyor. Mor ドtı gibi feministlerin emeğiyle yryen 驆erk sığınaklar ise şu anda kapalı ancak halen danışma hizmeti veriyor.
Yasanın değişmesi ile ilgili karar ise, bir başka kampanya ile bağlantılı. Yeni TCK ile, 2001 yılından sonra yapılan evliliklerde, boşanma sonrasında evlilik sırasında edinilen tm mal varlığı paylaşılıyor. Bu da, kadınlar i蓾n byk bir avantaj sağlıyor. Ancak, 2001 yılından 霵ceki evlilikler i蓾n bu ge蔒rli değil. Hem namus cinayetine ceza indiriminin iptali hem de 2001 yılından 霵e ger蔒kleşen evliliklerde de mal paylaşımı maddesi i蓾n 2004 kasım ayında feministler meclise bir yryş ger蔒kleştirildi. Protestoların sonunda, namus cinayeti ile ilgili kazanım ger蔒kleşti ancak mal paylaşımı yasası değişmedi. Bunun zerine tm Trkiyede 驆el eğitim almış kadınların ger蔒kleştirdiği seminerlerle kadınların yeni TCKdan yararlanmaları i蓾n yapmaları gerekenler anlatıldı.
Hem Trkiyede hem dnyada bu gn, kimi feministler kadın sorununu kapitalizm ile ilişkili g顤rken, kimi feministler, politik g顤şleri ne olursa olsun, bu iki durumu birbirinden ayırıyor. Trkiyede şu anda ulusal yayın (Amargi, Feminist ネr蔒ve ve Pazartesi Dergisi), bir 蔞k yerel yayın ıkıyor. Amargi, Feminist Kadın ネvresi gibi 顤gtlenmeler, kimi partilerin kadın kollarında 蓷lışan feminist kadınlar ve bir蔞k bağımsız kadın, mcadeleye devam ediyor. Ayrıca dnyanın her yerinde feminist politika retilmeye devam ediliyor.

Referans Kitaplar:
1. İkinci Cins/Simone de Beavoir
2. 畤grlğ Ararken/Amargi
3. Yerli Bir Feminizm/Aynur İlyasoğlu, Necla Akg闥蔒
4. Feminizm/ Andr嶪 Michel
5. Baş dşman/Chiristine Delphy
6. Cinsel Politika/Kate Millet
7. Fahişelik Dosyası/Katte Millet
8. Evlilik Mahkumları/Lee Comer
9. Ben Bir Feministim/Simone de Beavoir
10. Cinselliğin Diyalektiği/Shulamith Firestone
11. Kadınsız İnkıl漥/Yaprak Zihnioğlu

Not: Bu kitaplardan bazıları şu anda piyasada bulunamayabiliyor. Ancak hem bu kitaplara hem de daha fazlasına ulaşabilmek i蓾n;
Kadın Eserleri Ktphanesinin adresi; Fener Mah. Fener Vapur İskelesi Karşısı Fener / Hali PK 34220 İstanbul
Tel: (0212) 534 95 50
Fax: (0212) 523 74 08

Related Link: http://www.anarsistkomunizm.org/kkn/index.php?option=com_content&task=category§ionid=1&id=26&Itemid=38
This page can be viewed in
English Italiano Deutsch
Neste 8 de Mar蔞, levantamos mais uma vez a nossa voz e os nossos punhos pela vida das mulheres!
2005-2020 Anarkismo.net. Unless otherwise stated by the author, all content is free for non-commercial reuse, reprint, and rebroadcast, on the net and elsewhere. Opinions are those of the contributors and are not necessarily endorsed by Anarkismo.net. [ Disclaimer | Privacy ]