user preferences

Anarşizm ve Topluluk Örgütlenmesinin Kesişim Noktaları

category kuzey amerika / meksika | community struggles | opinion/analysis author Wednesday August 27, 2008 18:41author by Dave - Sabate Anarchist Collective – NEFAC Boston Report this post to the editors

Kuzeydoğulu Anarşist: Kuzeydoğu Anarko-Komünistler Federasyonu Dergisi’nin İlkbahar/Yaz 2002 tarihli 4 nolu sayısında yayımlanmıştır.

[Liberter Çeviri Kolektifi #6 liberterceviri-et-gmail-nokta-com]

Tarihsel olarak, devrimci hareketler devrimci strateji ve taktiklerce yönlendirilmiştir. İkili iktidar durumu [çn1] yaratmayı hedefleyen başarılı bir hareket kendiliğinden doğmaz. Eğer toplumu devrimci bir bilinçliliğe doğru yönlendirmek istiyorsak, alışılmış gruplarımızın dışına çıkmaya ihtiyacımız var; sadece diğer aktivistlere seslenen oluşumlara bir son vermeliyiz. Bu paradigmadan uzaklaşmak taktiklerde değişimi gerektirir. Yıllarca bir aktivist olduktan sonra bir topluluk örgütleyicisi olmaya karar verdim ve bu deneyimle birlikte devrimci stratejiye dair kavrayışım gelişti. Anarşistler çevre ve aileleri radikalleştirme konusunda mahalle örgütlerinden pek çok şey öğrenebilir.

Benim kendi örgütlenme deneyimim süresince 8. Kısım programından [çn2] kiracılar için 48 birim mülk alınmasına ve emekçilerin sahip olduğu bir peyzaj şirketinin kurulmasına yardımcı oldum. Bu deneyim, anarşist hareketin, taktik ve amaçlarının hangi yöne doğru ilerlemesi gerektiğine dair algılamalarımı değiştirdi. Maddi olarak karşılanabilir barınma ve geçinilebilecek maaş sağlayan işler gibi konularda, öncelikle beyaz olmayan ve fakir mahallelerde yapılan örgütlenme, daha önceki aktivist deneyim ve stratejilerimden farklı yeni bakış açıları edinmemi sağladı. Öğrendiğim derslerden biri, topluluğun belirlediği meseleler ve talepler etrafında oluşturulan ve belli saldırılara karşı tepki olmaktan çok kendi gündemini yaratan kampanyalar aracılığıyla insanları radikalleştirmek ve güç ilişkilerini değiştirmeye nasıl başlanacağı idi. Süreç esnasında hem topluluk organizasyon projelerinin hem de anarşist hareketin birbirinden bir şeyler öğrenebileceğini hissettim. Böylece kapitalizmi yıkacak güçte ve yeni bir toplum yaratmaya başlayabileceğimiz hakiki topluluklarda, derinlemesine köklenmiş, ikili iktidar durumu oluşturabilecek bir hareketi inşa etmeye başlayabiliriz.

Hedefleri sıraya dizip kutuplaştırmak, toplantı ve kampanya yürütmek ve bir örgütlenme yaratmak gibi pek çok yetenek edindim. Bu öğrenme sürecinde, örgütlenmenin niteliği, çalışmalarım ve politik görüşüm ile ilgili pek çok çelişki ortaya çıktı. Belli radikal araçlardan yoksun olarak örgütleniyordum ve bu reformizme uzanabiliyordu. Beyaz olmayan ve emekçi mahallelerde bir hareket yaratabiliyordum ve eşzamanlı olarak, ilk defa insanların hayatındaki sosyo-ekonomik şartları değiştirmede bir etkimin olduğunu hissedebiliyordum. Çelişkiler hem topluluk organizasyonunda açık anarşist politikaların yokluğunu, hem de ırkçılığı, ataerkilliği, kapitalizm tarafından yaratılan sosyo-ekonomik koşulları değiştirmeye ve işçi sınıfını etkin şekilde radikalleştirebilmek için anarşistlerin ortaya koyması gereken sağlam örgütlenme stratejisinin eksikliğini eleştirmeme yol açtı.

Benim örgütlenme deneyimim ile anarşist hareket arasındaki bağlantı ve farklılıkları incelemeden önce, içinde yer aldığım örgütlenmenin arka planını anlatmaya ihtiyaç var. Örgütlenmenin amaç bildirisi, politik ve ekonomik bir hareket inşa edebilmek için düşük gelirli aileleri örgütlemeyi ve güçlendirmeyi, kiracıların uygun fiyatlarda konut edinebilmesini ve değişim için kalıcı bölgesel bir örgütlenme yaratabilmeyi kapsıyor. Bu örgütlenme daha çok sola meyilli ve çok güçlü bir doğrudan eylem kültürüne sahip. Diğer pek çok topluluk örgütlenme projelerinden farklı olarak, kiliseler gibi hâlihazırda kurulmuş olan ve genelde orta sınıf organizasyonlara dayanan kurum temelli örgütlenme ile kurumlar yerine belli bir bölgenin sakinleri arasındaki ilişkilere dayanan semt örgütlenmesini birleştirdi. Örgüt, düşük gelirli ailelerin hayatlarını şekillendiren ve gene onlar tarafından kontrol edilen yeni kurumlar yaratmaya çalışmaktadır. Söz gelimi, 8. kısım emlak konutlarında kiracı işlemlerine yoğunlaştık. Bu siteler 1.100 kişinin üzerinde kooperatif mülkiyetine ve işçilerin sahipliğinde bu evlere servis yapan bir peyzaj şirketine dönüştürüldü. Şu an her yeni kuruluş hâlihazırda var olan kurumlarda organizasyona devam edebilmek için ödeme yapıp yeni kurumları geliştirir, yaratır ve örgütler.

Örgüt liderliktir; ücretli personel değil. Yönetim kurulu, kampanya yürütücülüğünde kararlar alıp katılım sağlayan düşük gelirli insanlardan oluşmaktadır. Bu yönetim kurulu üyeleri organizasyonun yönetiminden personelin maaşlarına kadar her şeye karar verir. Kampanyalarla ilgili günlük verilmesi gereken kararlar liderlik tarafından verilir ve kampanya organizatörleri ile liderlik tarafından kolektif biçimde yürütülür. Bu yapı içinde yönetici organizasyon, üyelere danışmanlık yapar ve aynı zamanda kampanyalara rehberlik eder.

Örgütün temel başarısı, beyaz ve beyaz olmayan fakir aileler tarafından kontrol edilen yeni ekonomik kurumları inşa eden ve güçlü bir doğrudan eylem eğilimi olan bir yapı inşa edebilmesidir kurabilmesidir. Örgüt; kampanyaları geliştirme biçimi, temel aldığı meseleler, odaklandığı sosyal sınıf, örgütlendiği meselelere yarattığı çözümler, ürettiği kurumsal yapı ve liderlik gelişimi, işbölümü ve örgütün sahiplenilmesine odaklanılması ile farklı sınıfları etnik grupları içeren işçi sınıfı organizasyonu yaratabilmekte başarılı olmuştur.

Kampanyalar fakir aileleri doğrudan etkileyen, makul fiyata konut edinimi, kiracı mülkiyeti ve geçim sağlayabilecek ücret içeren işler gibi konular etrafında yürütülmekte. Bu kampanyalar destekleme hukuki destek, farkındalığı arttırma veya ahlaki temelde değil güç ilişkilerini değiştirme, fakir insanlarca kontrol edilen kapitalist olmayan ekonomik kurumlar inşa etme ve katılımcıların sosyo-ekonomik koşullarında gerçek değişimler yaratma amacıyla yürütülmüştür. Kampanyaların amaçlarına gerçekçi ve kazanılabilir hedefler üzerinden odaklanıldığında örgüt, insanları istikrarlı şekilde toplantı ve eylemlere getirebilmektedir. Katılımcılar için bu, sürecin sahiplenilmesini ve toplantılarda aktif rol oynamaları ile sonuçlanır ve doğrudan eylem insanları etkin kılar.

Kampanyalar tek bir bölgeye yoğunlaşmadığı ve tek bir sosyal grup tarafından yönlendirilmediği için, örgüt göçmenler, Latin, Afro-Amerikan beyazlardan oluşan emekçi sınıf önderliğindeki bir örgütlenme projesine doğru gelişti. Üyelerin kararları belli kampanyaların ve bir bütün olarak örgütlenmeyi gerçekleştiren bireylerin yönelimine etki ediyor; bu örgütlenmecilerin kendilerinden ziyade emekçi sınıfın ailelerini güçlendiren tabandan yukarı bir yapı üretir.

Bir örgütlenmeci olarak, hem bir kampanyaya pozitif bir şeyler katacak birilerini bulma hem de onları harekete geçirmem gerekiyordu. Kampanyadan ve böylece örgütlenmeden yararı olacak insanlara odaklandım. Kendi topluluklarında etkiye sahip, açık, politik açıdan gelişmiş, öfkeli ve değişim görmek isteyen ve bir kampanyayı örgütlemekte yardımcı olacak sayısız yetenek ve özellikte insanı aradım. Örgütlenme politik ilişkiler ve güven inşa etmekle ilgilidir. Enerjimi bir kampanyaya ve örgütlenmeye yararlı olarak tanımladığım bireylerle politik ilişki ve güven inşa etmeye odakladım. İnsanları ilgili kılabilmek için yalnızca onları aktif olmaya itmedim, ama aynı zamanda onların meselelerinin kampanyanın merkezi olduğu bir çerçeve yarattım.

Herhangi bir başarılı topluluk örgütlenmesine benzer olarak, bu süreç, örgütlenmede yer alan kişilerin kendi ailelerine neyi yapmalarını anlatmalarıyla meydana gelmedi. Bunun yerine bahsi geçen bu örgüt, örgütlenme üyeleri bir çatı, uzmanlaşmış bilgi ve süreci kolaylaştıracak zaman sağlarken bireylerin aktif olarak çevrelerinde onları kuşatan şartları değiştirmeleri ile inşa edildi. Ben insanlara fakir ve genel olarak beyaz olmayan mahallelerde bir örgütçü olarak kendi deneyimlerimden bahsettiğimde herkes bana tek bir soru sordu; bu soru orada yaşayıp yaşamadığım ve ayrıcalıklı beyaz bir erkek olarak nasıl fakir beyaz olmayan bir topluluğa ulaştığım ve gidip onlara neyi yapacaklarını söylediğimdi. Bir diğer soru ise şuydu: “Bu seni rahatsız etmiyor mu? Kendi ayrıcalıklarınla bunlara sahip olmayanlar üstünde egemenlik kurmuyor musun?

Örgütlenme ne insanlara ne yapacaklarını söylemektir, ne de örgütçüler bireylerin onu yabancı olarak tanımlamasına sebep olacak problemlerle uyarladığı çözümlerle bir topluluğa girmelidirler. Topluluk örgütlenmesi, toplulukta yaşayan insanların ortaya koyduğu meselelere yönelik çözümleri merkeze alan tabandan yukarı bir süreçtir. Kişi ne örgütlenmeye çalıştığı yerde yaşamak ne de örgütlenmeye çalıştığı bireylerle tam olarak aynı sosyal kategorilerde olmak zorunda değildir (eğer böyle olursa yardımı olur). Bir örgütlenme sürecinin gücü, katılımcıların birbiri arasındaki politik ilişkinin potansiyeli ve bu ilişkilerin güç ilişkilerine meydan okumaya yönelik katılımcıları nasıl yönlendirdiğinden kaynaklanır.

Ait olduğum sınıf ve beyaz olmamdan kaynaklı imtiyaz, beyaz olmayan fakir ailelerle çalışırken verimliliğimi, sosyal ilişkilerimi ve bilincimi etkiler, ama benim ezilen gruplarla ilişki kurmamı, özellikle onlar tarafından belirlenen ve ezilmemelerinin nedenlerini hedef alan devrimci ilişkiler kurmamı engellemez. Benim örgütlenme çalışmam sadece üyelerin istediği meselelere değil, aynı zamanda gelecek için güçlü bir öncü işçi sınıfı örgütlenmesini güvenceye alıp bu meselelerle mücadele edebilecek kurumlar inşa etmeye odaklanır.

Düşük gelirli ve beyaz olmayan üyelerle güçlü bir örgütlenme yaratabilmek için, sınıfla ilgili kazanılabilir meseleler etrafında örgütlenilmelidir. Bu basit görülebilir; ama çok sıklıkla radikal ve anarşist örgütlenmeler bu nokta da başarısız olmakta. Kaç politik grup, beyaz eylemci topluluklarının dışına bilinçli şekilde adım atmamış beyaz insanları, ezilmiş grupların örgütlenmeleri ve bireylerle gerçek ilişkiler inşa etmek için harekete geçirir?

Sınıftan, sınıf meseleleri etrafında örgütlenmekten bahsettiğimizde seminerler düzenlemekten, bildiriler dağıtmaktan ve proletaryanın boş bir zihinle ortaya çıkıp her radikal kelimeyi emip kendi üstündeki ekonomik tahakkümü sonlandırmada yakıt olarak kullanmasından bahsetmiyoruz. Bu, basitçe ezilenler hakkında okumak yerine emekçi sınıfı dinlemek, kapı kapı dolaşmak ve onlarla konuşmak anlamına gelir. Somut konuşmak gerekirse, kendi şehir veya kasabanızda bu tip yerleri araştırın ve yoksullaştırılıp, evsiz ve işsizleştirilen alanlara gidin. Halkın neye ihtiyaç duyduğunu ve istediğini bulun ve onun etrafında örgütlenin. Halka en iyisinin ne olduğunu anlatmayın bunun yerine enerjinizi ve politik deneyiminizi, gerçekten sınıf direnişini yaratabilmek için kullanın.

Benim içinde yer aldığım örgütlenme, güçlü kapitalizm karşıtı ekonomik kurumlar inşa etmekte ve sınıf meseleleri üzerine kazanabilir kampanyalar geliştirmekte başarılı olsa da anarşist-komünizm gibi tutarlı ve kurumsallaşmış bir radikal politikanın eksikliğinden dolayı halen reformist bir örgütlenmedir. Topluluk örgütlenmelerinin büyük bir kısmına benzer şekilde, örgütün amaçları bütünüyle ne anarşist ne de devrimci. Pek çok topluluk örgütlenmesi üyelerini açıkça bir devrimci çatı ve söylem içinde örgütlemez.

Kapitalizmin tutarlı ve kurumsallaşmış eleştirisinin yokluğu ve sınıf içindeki ırk ve cinsiyet kesişmeleri onları en nihayetinde toplumdaki güç dinamiklerini etkisizleştirecek uzun vadeli devrimci sosyal değişimi yaratmaya yönelmelerini engeller. Ayrıca böyle bir stratejinin olmayışı liderliğin daha radikal politikalar geliştirmesini engeller ve böylece politik kavrayış için örgütçüye bir bağımlılık yaratır. Açıkça radikal veya temelde bir anarşist-komünist praxis olmadan, örgütün amacı, kampanyada ele alınan meselelere bulunan çözümler kadar kampanyaların kendiside reformist sonuçlarla sınırlı kalır.

Anarşist-komünizm, bu tip örgütlenmelere, devrimci amaç ve projelere ulaşabilmesi için rehberlik ederken bir teorik politik yapı ve tarihsel gelenek sağlar. Anarşizm bugünün topluluk örgütlenmelerine çok daha fazla uymaktadır, çünkü bu örgütlenmeler merkezi olmayan politik aksiyonu, doğrudan eylemi, hem örgütlenmenin içinde hem de topluluğu etkileyen durumlarda tabandan karar almayı savunmaktadır. Ayrıca anarşist-komünist politik yapı herhangi bir sınıf temelli örgütlenmenin politik kavrayışını zenginleştirmeye yardımcı olacaktır; üyeleri aracılığı ile devrimci bir perspektif açıp devrimci amaç ve hedefler telkin edecektir ve böylece herhangi bir reformist kampanyayı yeni bir toplum ve ekonomi için ufak bir basamağa dönüştürecektir.

Reformist hedeflere odaklanma, herhangi bir eylemin ve başarının sadece kapitalizm tarafından açılan yaraları örten bir bandaj işlevi görmesini sağlar. Canlı, bir ikili iktidar mücadelesi için tuğla üstüne tuğla koysalar da devrimci düşüncenin eksikliği, örgütlenmeyi ve onun uzun dönemli, kalıcı sosyo-ekonomik değişim yaratmadaki muhtemel etkisini sakatlayacaktır. Pek çok diğer topluluk örgütlenmesi gibi, bu örgütlenme ne bir devrimci politik platforma ne de belli bir siyasi yapıya sahip. Bu belirsizlik, örgütlenmenin eyalet ve federal fonlardan yararlanmasında esneklik ve ayrıca seçim politikalarından fayda sağlamaktadır.

Aynı zamanda, bir anarşist teorik çerçeveye sahip olmadığı için örgütlenme, sahip olduğu devrimci potansiyelin önünü kesen reformist pratikler için besleyici bir zemin oluşturmakta. Kapitalizmin ve devletin baskının, yoksulluğun, açlığın, evsizliğin ve sınıfsal sömürünün varlık koşullarını oluşturduğu bilinçli olarak savunulmadığında bir kampanya zaferi bu ikisinin var olduğu durumlarda da başarılı olunabileceği inancını onaylamaktan başka bir işe yaramayabilir.

Herhangi bir güçlü topluluk örgütlenmesi veya sendika kendi kültürüne sahiptir ve her radikal örgüt kendi kültürünü radikal politikalarında inşa eder. Bu pek çok yoldan yapılabilir; bunun için ilk yol, kampanyanın amaçları reformist olsa da örneğin makul koşullarda ev kampanyasında, kişinin kapitalizm eleştirisini inşa edebilmesidir. Radikal politikaların örgütlenme pratiğinde kurumsallaşması radikal üyeleri ortaya çıkaracaktır.

Bir örgütçü olarak ben pek çok aile için politik eyleme yönelik tek bağlantı idim. Bu eylem, sınıfı politik aktivitelerin ön safına taşıyordu, ama bir örgütçü olarak bunu açık ve doğrudan bir yolla değil, onları daha radikal bir pozisyona doğru yönlendirerek yapıyordum. Geriye baktığımda, potansiyel üyeleri uzaklaştırmadan bir kampanyadaki politik yapıya nüfuz etmenin ne kadar basit olabileceğini fark ediyorum.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki anarşist hareket (özellikle komünist damar) yerel topluluklarda emekçi sınıf örgütlenmesi temelinde bir devrimci geleneğe sahip olmasına rağmen bugün durgun ve ne yazık ki güçlü bir işçi sınıfı hareketi veya hatta işçi sınıfı kimliğinden uzak bir noktada bulunmaktadır. Beyaz ve beyaz olmayan yoksul ailelerde örgütlenme, ilişki geliştirme deneyimlerim esnasında şunu açık bir şekilde fark ettim ki; anarşist hareketi özünde bir işçi sınıfı hareketine yöneltebilmek için alışılmış taktiklerimizin, topluluklarımızın ve amaçlarımızın dışına çıkmaya ihtiyacımız var. Tepkisel hareket etmeye son vermemiz gerek. Anarşistler kendilerini aktivistten çok örgütlenmeci olarak düşünmelidirler. Örgütlenmeciler örgütlenme yürüttükleri kişiler için önemli olan meseleler etrafında belli yerlerdeki belli grup ve bireylerle çalışırlar; bu, bir hareket inşa ederek güç ilişkilerini değiştirmeyi temel alan radikalleştirme sürecidir. Bir aktivist, hiçbir topluluk etkileşimi ve ikili iktidar hedefi içermeyen, sosyal değişim için tasarlanmış bir stratejik kampanyadan ziyade, sıklıkla reaksiyoner eylemlere yol açan gösteri ve ajitasyona odaklı bir dizi mesele üzerinde çalışmaya eğimlidir.

Anarşistler topluluk örgütlenme projelerinden dersler çıkartabilirler. En önemli ders bu “reformist” örgütlenmeleri görmezlikten gelmeye son vermek ve onlardan öğrenebileceğimiz her şeye zaman tanımaktır. Anarşistler olarak biz, işçi sınıfı üyeleri olmadan bir örgütlenme inşa etmeyi istemiyoruz. Biz, sonuçta burjuvaziyi yok oluşa sürüklemeye yetecek güçte bir devrimci sınıf hareketi inşa etmek istiyoruz. Böyle bir durumda ki en zor adım işçi sınıfını radikalleştirebilmektir; radikalleştirme sınıf bilincini anlayarak ve sermayeye ve sınıf sömürüsüne karşı sağlam bir politik hareket inşa ederek meydana gelir. Bu iş açıkça anarşist olmalı ve katılımcılarda aynı zamanda teorik olarak bilinçli olmalı.

Örgütlenmenin yoksullarca ortaya konan çözümlere ve sorunlara odaklanması ezilmiş sınıftan kişilerin taban hareketi tarafından yönetileceği ve kontrol edileceği savını güçlendirir. Şu an ki anarşist hareket, etki ettikleri tarafından kontrol edilen kurumlar inşa ederek ve kampanya süreci içinde egemenleri karşısına alan bir doğrudan eylem kültürünü verimli kılarak, ciddi ikili iktidar potansiyelleri yaratabilir. Mesele basittir: Devrimci bir anarşist hareket inşa edebilmek için işçi sınıfı içinde gerçek politik ilişkiler inşa etmeye başlamalıyız.

İşçi sınıfının saygısını kazanabilmek için işçi sınıfına katılım sürecinde onların ekonomik bağımsızlığını kolaylaştırmalıyız. Bu kolay ve genellikle gösterişli bir iş değil, ama bu anarşistlerin işçi sınıfının oturma odasına anarşizmi taşıyabilmesi için tek yol: Kapı kapı dolaşarak ve işyeri örgütlenmesi ile onların mahallelerinde, işlerinde ve yaşamlarındaki koşulları değiştirmelerine yardımcı olabiliriz.

Nasıl bu örgütlenme ve diğer topluluk örgütlenmeleri başlangıçta küçükse, biz de öyle olmalıyız. Kazanabileceğimizi bildiğimiz ufak kampanyalarla başlamak katılımcıları radikalleştirecek ve sınıf mücadelesi ile ilgili olanlar yolun sonunda devrimci bir kampanyaya dönüşebilecek bir örgütlenmeyi inşa etmemizi sağlayacaktır. Bir hareket insanlarla başlar: Örgütlenme, toplumdaki güç ilişkilerini kolektif şekilde değiştirebilen bireyleri radikalleştirebilmekten daha karmaşık değildir. Anarşistler olarak bizim devrimci stratejimizi tekrar gözden geçirmeye ve bir hareket inşa etme ile örgütlenme üzerine güçlü bir vurguyu birleştirmeye ihtiyacımız var ki böylece hem kapitalizmi yıkalım hem de toplumun ortak kontrolünü yaratabilelim.

Çevirenlerin notları:

Çn1. İkili iktidar durumu, devlet aygıtına paralel şekilde emekçilerin iş ve yaşam alanlarından yükselen bir konseyler iktidarı kurulması anlamına gelir. Klasik örneği 1905 ve 1917 Rus devrimlerinde görülmüştür. Herhangi bir konuda devlet aygıtının mı, yoksa konseyler iktidarının mı karar alma yetkisi olduğu belli olmadığından bu aynı zamanda devrimci durumun da tarifidir.

Çn2. 8. Kısım Programı 1929 Büyük Bunalımı’nın ardından ABD devleti tarafından yapılmaya başlanan konut yardım programlarının günümüzdeki mirasçısıdır. Daha fazla bilgi için: http://www.hacla.org/section8/home.htm

Makalenin İngilizce orjinali:

Related Link: http://www.nefac.net/node/92
This page can be viewed in
English Italiano Deutsch
Salió la revista Lucha Libertaria - mayo 2013

Press Releases

Sorry, no press releases matched your search, maybe try again with different settings.
© 2005-2013 Anarkismo.net. Unless otherwise stated by the author, all content is free for non-commercial reuse, reprint, and rebroadcast, on the net and elsewhere. Opinions are those of the contributors and are not necessarily endorsed by Anarkismo.net. [ Disclaimer | Privacy ]