user preferences

New Events

Mashriq / Arabia / Iraq

no event posted in the last week

Suriye Devrimi İçin Yeni Ufuklar

category mashriq / arabia / iraq | community struggles | opinion/analysis author Monday August 01, 2011 05:15author by Mazen Kalmamaz - (Suriyeli anarşist) Report this post to the editors

Devrimin gelişiminden bu yana, Suriyeli entelektüeller ve politik analistler zorunlu olarak karşıt grupların birine veya diğerine doğru çekilen kararsız bir konum olarak iki ana muhalif gruba ayrıldılar. İlk görüş, rejimi bir ışık demetine benzetir ve insanları totaliter rejimin özgür bireyleri olarak görürken, onlar etnik ve fraksiyonel uyuşmazlıklarla birlikte bir iç savaşa sürükleniyorlar; yalnızca misillemeler bu sonucu önleyebilir... [العربية ]
460_0___30_0_0_0_0_0_siriaindepenprotesta.jpg


Suriye Devrimi İçin Yeni Ufuklar


Devrimin gelişiminden bu yana, Suriyeli entelektüeller ve politik analistler zorunlu olarak karşıt grupların birine veya diğerine doğru çekilen kararsız bir konum olarak iki ana muhalif gruba ayrıldılar. İlk görüş, rejimi bir ışık demetine benzetir ve insanları totaliter rejimin özgür bireyleri olarak görürken, onlar etnik ve fraksiyonel uyuşmazlıklarla birlikte bir iç savaşa sürükleniyorlar; yalnızca misillemeler bu sonucu önleyebilir. İkinci görüş ise Suriye halkının, hak ettikleri özgür yaşamı gerçekleştirmeye muktedir olduklarına inanır; rejim tarafından yapılan misillemelere tek gerekçe ise halkın ülkeyi yağmalama ve iktidarı ele geçirme niyeti olarak gösterilir. Muhakkak genç devrimcileri sokağa inmeye teşvik eden bu ikinci görüştür; bu genç isyancılar özgürlük haklarına, eylem kapasitelerine ve özgürlüğün daha iyi bir yaşam için tek yol olduğuna inanırlar.

Bunlar, genç devrimcileri fedakârlıkta bulunmaya ve rejim tarafından yapılan inanılmaz barbarca misillemelere göğüs germeye iten arzunun tek açıklamasıdır. Gerçekten de, temelde rejimin paralı askerleri olan emniyet donanımları gündelik olarak Suriyeli sivillerin aşağılanmasıyla başlayıp, gerektiğinde onları öldürmesiyle biten katiller (Alcbihp)[1] gibi davranıyorlar. Ayrıca sistem Deraa yurttaşlarını bastırmak için tankları kullanıyor ve onları aç bırakarak iradelerini bastırmayı deniyor. Öte yandan Douma, Homs ve Damas gibi devrimin diğer merkez üstlerinde, baskı biraz hafifletilebilir bir hal alırken, sistem güç kullanarak kendini tatmin etmeye devam ediyor. Diğer yerlerde ise paralı askerler, isyancılara karşı yürütülen katliamları örtbas etmeye ve özgürlük fikrinin sloganını yayma amaçlayan genç Suriyelilerin devrimini sakatlamaya çalışmaktadır.

Şu kesindir ki Suriye devrimi kendiliğinden oluşan, genç soluklu ve de var olmaya devam eden bir harekettir. Devrimin, sokakların ve genç Suriyelilerin çeşitliliğini temsil eden değişik fraksiyonları olduğu doğrudur, ancak Devrimi başlatanlar çoğunlukla ideolojiden etkilenmeyen ve özgürlük üzerine hiçbir dogmatik kavrayışı olmayan gençlerdir, ancak daha ziyade sistemin totaliterliğinin özgürlüğün önündeki tek engel olduğuna ilişkin gerçekçi bir görüşe sahiptirler.

Suriye devriminin temel özellikleri, onun genç ve kendiliğinden görünümleridir, çünkü devrim sokaklarda yaratılımıştır ve halka doğrudan bağlıdır. Bu, merkez kontrolü olmayan, isyancı bireyler tarafından sürdürülen bir devrimdir. Bu nedenle de, hiç kimse ne onu yönetmeyi, ne de ona kılavuzluk etmeyi talep edebilir. Nedeni ise gayet basit, genç isyancılar kendiliğinden yükselmişlerdir ve gerçekten de fikirleri son derce tepkisel olan dinsel ögelerin veya başka eğilimlerin katılımına ilişkin hiçbir işaret yoktur.

Bu karşıt gruplar arasındaki ara görüşler, kimi zaman tarafsız olduğuklarını iddia ederler (örneğin web sitesi ALJAMAL’ın kurucusu yazar Nabil Salih’in ayaklanmanın başında söylendiği gibi) kimi zaman da etnik çatışmalar ve dini aşırılıkların tehlikelerini büyütürler. (neredeyse iki ana karşıt görüş ve sistem ile halk arasındaki ortayolda durmayı tercih eden insanların hepsi). Son olarak, bazılarının ”dış müdahale tehlikesi” olarak neyi adlandırdıklarını hatırlıyorum, hatta abartılı olarak, bu tehlikenin hiçbir ciddiyet ve gerçekliği yoktur şeklindeki ifadelerini. Böylece, sistem tarafından yönetilen baskıya yönelik emperyalistlerin eleştirilerinin hiçbir anlamı yoktur ve bu eleştiriler aslında, emperyalist çıkarların mevcut sistemin varlığına ve totaliter doğasına bağlı olduğu gerçeğini gizler. Emperyalizm, kendi çıkarlarına ters düştüğü için Suriye halklarının özgürlüğünü istemez; ancak, devrimin nihai zaferinin ertesi günü, emperyalistler isyanı totalitarizme karşı desteklediklerini iddia edebilirler. (Bu dış eylemden, birçok manifesto ve bildiri içinde bahsedilmekte,Tim’in merkezi örgüt manifestosu ve birkaç güncel Qasyon [2] analizleri arasında anılmaktadır). Çatışmanın iki ana kutubu tarafından alınan tutumlar, ulusal bir diyalog ya da bu diyaloga taslak yaratma girişimi ile aynı anda gelişme göstermektedir.

Tüm bu krizden tek çıkış yolunun ulusal diyalog olduğu açık ve nettir, ancak hangi türde bir diyalog? Toplum; katmanların, çok çeşitli sosyal kategorilerin, özellikle alt sınıfların ve tüm bunların temsiliyetini iddia eden politik ve entelektüel akımların bir birleşimidir. Özellikle Arap ve Suriye ayaklanmasında, direnişçilerin çoğu, herhangi bir ideolojinin, bir düşünce sisteminin veya vurguladıkları özgürlüğün açık ve kesin bir düşüncesinin etkisi altında kalmayan gençler tarafından temsil edilir. Bu şu anlama gelir ki bizler aramızda gerçekten ulusal bir diyaloga ihtiyaç duyuyoruz. Bu diyalog, sistem tarafından yok edilen, bu sistemin tek taraflı kurumlarının yerini alan, bize yeni bir yaşam kurmamız için fırsat tanıyan ve bugün Suriye halkının çoğunun istediği gibi özgürlük esinleyen, yeni bir Suriye için yapılan bir diyalogdur. Ulusal diyalog vizyonu çerçevesinde, devasa güvenlik aygıtları ve ayaklandırmayı söndürmek için her zaman kullanılmaya hazır kiralık katiller (Alcbihp) kullanıldıkça, ona müdahale etmek için yapılan rejimin bu girişimleri anlamsız görülüyor.

Toplumsal olarak, rejim bozulmuş bürokrasi yönetimini temsil ediyor ve her değişim ( rejim içerisinde reformun mümkün olduğunu varsayarak), otorite ve üretim araçlarının mülkiyetini ele geçirmeye ve bunları toplumun tümünün kontrolü için topluma taşımaya ihtiyaç duyar. Bu bakış açısının dışında her değişim, anlamsız bir reform olarak görülür ve reform olarak adlandırılmayı hak etmemekle birlikte bir suistimaldir. Rejim, RAMI MAKLOUF’a [3]-ya da yolsuzluğun efendilerinden herhangi birisine- baskı aygıtlarını bütünleştiren kimselere dokunulmasına izin vermez ve onları kurban etmek hususunda isteksizdir. Hatta rejim, üretim araçlarını ve otorite mülkiyetini sürdürmek için tüm Suriye’yi yok etmeye bile hazırdır. Bu gerçek bir rejim veya sembolik bir reformla bile taban tabana zıttır. Rejim hiçbir siyasi veya fikri bir akımı temsil etmez, BAAS partisinin düzeyi, artık partinin nitelediği şeylerin hiçbirisini kelimenin tam anlamıyla hak etmiyor.

Hatta mezhepçilik yapan, Sünni köktendinci antagonistler bile iktidarı Alevi etnik grubunun bir temsilcisi olarak görmezler, aslında bu rejim tek adamların rejimidir. Bunlar, son on yılda, özellikle 2000 yılından bu yana Suriye’nin katlanmak zorunda kaldığı baskının ve tüm yağmalamanın sorumluluğunu üstlenmelidirler. 18 Marttan bu yana Suriyeli vatandaşlar arasından hayatını kaybeden kurbanlar da onların sorumlulukları altındadır, bu bir partiyi dışlamanın değil, daha çok devrimin çekirdeğini oluşturmanın bir yoludur. Devrim, yönetici sınıfının egemenliğinin sonlandırılması ve onun elindeki üretim araçlarının ortadan kaldırılması değilse nedir ki? Al Assad, ayaklanmanın başlangıcından itibaren, daha ilk konuşmasında çatışmanın açık olduğunu ve şantajı kabul etmediğini söyleyerek gerçeği kavramıştı. Ara çözümleri aramakla benzer olan tarafsızlığın bu çatışmada imkânsız olduğunu söyleyen Beşar’ın sözleri tam olarak doğruydu. Baskıya ve rejim tarafından yürütülen yağmaya son veren her ciddi girişim, zorunlu olarak rejimin çöküşüne götürecektir ve başka bir çözüm ise açıkça devrimin yenilgisi ve Suriye halkının özgürlük davasının başarısızlığı anlamına gelecektir.

Bu yenilgi kaçınılmaz olarak baskının, benzeri görülmemiş aşırı bir sömürünün herkesi hedef aldığı ve iktidarın parçası olmayan, devrime katılan veya tarafsız bir pozisyon alan Suriyelilere karşı karanlık bir döneminin doğuşuna yol açacaktır. Bu, Suriye’nin Ortaçağa sürüklenmesi anlamına gelecektir. Rejimin, bizden korkmamızı istediği şey, tam olarak devrimi yok ettikten hemen sonra yapmaya niyetli olduğu şeydir; hem devrimciler hem de iktidar ateşkesin bu mücadelede yasaklanmış olduğunun farkındadırlar, çünkü bu, karşı parti tarafından inisiyatifin yeniden ele alınmasıyla eşanlamlı olacaktır. Kesin yenilgi,savaştan geri adım atılan her yerde pusuya yatmıştır. Hiç kimse devrimin ritmini yönlendiremez, çünkü devrim sokakla sıkı sıkıya bağlıdır. Bu gerçekliğin içgüdüsel olarak farkında olmak, devrimin ortadan kadırılmasının yalnızca barbarca bir baskıyla gerçekleştirilebileceğini anlamaktır; bu barbarca baskı ile Suriyeyi katliamlara ve tehlikeli sonuçlara götürecek olan şey, rejimin tek ve bütünsel sorumluluğudur. Böylece bu, takip edilen medya kampanyasının bir rolü ve önemidir, bunlar gençlerin azmini destekleyecek veya değerlerini eleştirecektir. Diyaloğun konusuna dönersek, bunun gizli servis liderlerinin bir girişimi olduğunu ve barışsever SAMIRA[4], FAIZ SARA ve MICHEL KILO[5] arasında başlamış olduğunu hatırlamak burada yeterlidir. Bu eylemin ertesi günü SAMIRA işinden çıkarıldı, çünkü ayaklanmanın resmi yorumunu saptırmaya cesaret etmişti ve ‘’ulusal diyalogu başlatan’’ insanların kaderine benzer olarak KILO da tutuklandı. Rejim, temelde onunla ilgili şartları içeren diyalogun tüm çağrı ve inisiyatiflerini, öfkeye yakın bir tereddütle karşıladı. Çoğu durumda, bu çağrılar bir savaştaki iki taraf arasında ateşkes ile karşılaştırılır.

İlginçtir ki bu anlaşmalar, silahlara sahip tek taraf olan ve başkalarını hedef alanlar tarafından tamamen göz ardı edilir. Rejimin istediği diyalogu getirmiş olduğuna inanıyorum ve onun sonuçları açıkça görülebilir, bu sonuçları DERAA, DOUMA ve HOMS’da açıkça görebiliriz ve ayrıca bunu, vahşi baskılarda ve ayaklanmanın merkezine karşı tanklarını sürmek için rejim tarafından alınan karar içerisinde de görebiliriz. Rejim, önceden köktendinciler, selefiler ve liberalleri uydu kanallarında nispeten dengeleyen, içerden karşıt güçler olan solcu demokratların sesini kesti; Rejim, FAIZA SARA, MAHMOUD ISSA ve birkaç demokratik halk partisi liderini uydu kanalları üzerine müdahaleleri yüzünden durdurdu; bu, sınırlanmasına rağmen olumsuz bir rol oynayabilir. Böylece, rejim için en kolay av karşıt demokrat solculardır ve mutlak baskı günlerindeki gibi, sadece tüm dışlamaların dışında kalan ve tek kurum olarak korunan köktenciler ve özellikle dini kuruluşlar rejimin bürokratik sistemi ve güvenlik düzeniyle birlikte var olabilirler. Son olarak, bize ulaşan bilgiye göre şu doğru ki QUAYON FI HOMS’ un mevcut üyesi yoldaşımız FAWAZ ALHARAKI öldürüldü, bunun şimdiki QASYON yöneticileri tarafından törenle beyan edilmesi gerekecektir. Böylece cesur 2011 devriminde şehit düşen ilk Suriyeli komünist olarak bu onurdan komünistleri mahrum bırakmayacaklar.

NOUR ve QASYON akımları şu anda var olan komünistler arasında çoğunluğu oluşturuyor. İkinci akımın takipçileri bu koalisyonun sonuçlarından nispeten bağımsız olsalar da, ilk akımın takipçileri liderlerinin rejimle ittifaklarını kabul etmeye zorlanıyorlar. QASYON ayaklanmaya üyelerinin katılımını reddediyor, bu red rejimi rahatsız etmemek için kendi liderlerinin yaptığı bir girişimden başka bir şey değildir, çünkü zafer çok yakın olduğu zaman devrim trenine ulaşmak her zaman mümkündür.

Yukarıda açıklanan konum, Suriyeli komünist ve solcu liderlerin çoğu tarafından paylaşılmaktadır. Bu konumun hem avantajları, hem de dezavantajları vardır: öncelikle, güçlü bir sol varoluşun neşesini ayaklanmadan yoksun bırakır, diğer bir yandan ise zaten devrimin bastırılmasıyla meşgul olan rejime, Suriye solu ile ilişki açısından belli bir esneklik verir (günümüz devrimci diliyle konuşalım: Suriye solu rejimin cephesiyle). Ancak bu, iktidarın ileride, devrimi ezdikten sonra, sol fraksiyonları ve politik elitleri belirleyen kırmızı çizgilerin dışına çıkanlar üzerinde de sınırlamalar getirmeyeceği anlamına gelmez. Öte yandan solcu liderlerin dalkavukça davranışları, özgürlük davası üzerine gündelik bir tartışmada, kendilerini köktendinci liderlerden izole etmek için geniş genç kitlelere, köktendincilerin tabularına değil, Suriyelilerin ve toplumun özgürlüğüne yol açacaktır. Buna ek olarak, sol liderlerin devrime aktif ve doğrudan bir biçimde katılmada gösterdikleri başarısızlık, komünist çekirdeği ve toplumsal devrim biçimindeki radikal bir toplumsal değişime inanan insanları, halk meclisleri yoluyla öz-yönetimin ve üreticilerin üretim araçlarına el koymaları üzerine kurulu gerçek sosyalist ilişkileri yeniden inşaa etmeye muktedir kılar.

Bu nedenle sorun, bürokratik devlet kapitalizmi modeline sahip Baasçı sosyalizmi yeniden üretmek değildir. Şehit yoldaş FAWAZ ALHARAKI’nin görüşünde olduğu gibi, sosyalizm bir taraftan devrime katılımda harekete geçirici bir unsur olarak anlaşılmalıdır, diğer yandan genç devrimciler arasında bir diyalog kurmalı ve özgürlüğe, devrime, komünist ve sosyalist düşünceye ilişkin Suriye solunun klasik dogmatizmden çıkış yolu olmalıdır. Normalde komünist ve solcu liderlerin, ideolojik söylemleri ve eylemleri aracılığıyla, devrimin temellerini araştırmaya, toplusal devrime hazırlanmak için yolları belirlemeye, onu ortaya çıkarmaya ve egemen sınıfı yenmeye duyarlı olduğu varsayılır. Ne yazık ki, tersine bu liderlerin tümünün bunun karşısında olduklarını görebiliyoruz: onlar totalitarizmi haklı gösteriyorlar ve sömürücü sınıf egemenliğini muhafaza ediyorlar.

Mazen Kalmamaz,
Suriyeli anarşist,

01/05/2011

1. Muhalefeti kırmak içim rejim tarafından korunan ve rejim için çalışan silahlı çeteler. Bkz. http://www.youtube.com/watch?v=
2. Suriye Marxist akımları.
3. Suriye rejiminin ileri gelenlerinden birisi, Başkan Beşar Esad’ın kuzeni, rejim ve çok uluslu şirketler arasındaki tek arabulucu.
4. Samira al-Massalma, Suriye Devlet televizyonunun eski baş-editörü , uydudan yayın yapan bir Arap kanalına verdiği röportaj sonrasında işten kovuldu.
5. Suriye’de “sivil toplum” düşüncesini savunan ve 2008′de hapse atılan enteletüeller.

Çeviri: Arıza Keçiler
http://www.ahaligazetesi.org/2011/07/suriye-devrimi-icin-yeni-ufuklar/

This page can be viewed in
English Italiano Deutsch
Neste 8 de Março, levantamos mais uma vez a nossa voz e os nossos punhos pela vida das mulheres!
© 2005-2019 Anarkismo.net. Unless otherwise stated by the author, all content is free for non-commercial reuse, reprint, and rebroadcast, on the net and elsewhere. Opinions are those of the contributors and are not necessarily endorsed by Anarkismo.net. [ Disclaimer | Privacy ]