user preferences

New Events

Gney Afrika

no event posted in the last week

Gney Afrika: Yoksulların isyan ateşinde devlete yakıcı bir mesaj

category gney afrika | community struggles | non-anarchist press author Tuesday July 28, 2009 22:10author by Richard Pithouse - Abahlali baseMjondolo Report this post to the editors

Gney Afrika'da grevciler polisle 蓷tışıyor

Du Noon, Diepsloot, Dinokana, Khayelitsha, KwaZakhele, Masiphumelele, Lindelani, Piet Retief ve Samora Machel kasabaları. Se蓾m d霵eminde verilen kısa bir aradan sonra, kesilen yollara, yakılmış polis ara蔮arına ve g驆 yaşartıcı gaza, plastik mermilere ve kitlesel tutuklamalara geri d霵dk. Sadece bu ay i蓾nde, KwaZahhelede bir kız başından vuruldu, Piet Retiefde kişi vurularak 闤drld ve Khayetlitshada vurulan bir adam yaşama savaşı veriyor.

Du Noon, Diepsloot, Dinokana, Khayelitsha, KwaZakhele, Masiphumelele, Lindelani, Piet Retief ve Samora Machel kasabaları. Se蓾m d霵eminde verilen kısa bir aradan sonra, kesilen yollara, yakılmış polis ara蔮arına ve g驆 yaşartıcı gaza, plastik mermilere ve kitlesel tutuklamalara geri d霵dk. Sadece bu ay i蓾nde, KwaZahhelede bir kız başından vuruldu, Piet Retiefde kişi vurularak 闤drld ve Khayetlitshada vurulan bir adam yaşama savaşı veriyor.

Polisin elinden ıkan tek bir 闤mn bile halkın, devletin otoritesini kabul etmesini sağlayan s驆leşmeyi parampar蓷 edebildiği bir蔞k lke var. Ama burası Yunanistan değil. Burada siyah yoksulların hayatlarına verilen 霵em, 霵emsizle hi arasında gidip gelir. Polis tarafından 闤drlen ya da yaralanan protestocuların kaderi, se蔝inlerin kamusal alanına intikal ettiğinde bile 闤enler genellikle isimsiz kalmaya devam ederler.

Afrika Ulusal Kongresi (ANC) Thabo Mbeki iktidarında olduğu gibi Jacop Zuma iktidarında da yeni halk isyanı dalgasına soylulara yaraşır aynı ilgisizlikle yanıt veriyor. Halkın ger蔒kten sağlam bir nedeni olmadan, geleneksel olarak bizimki kadar vahşi bir polisin mevcut olduğu bir lkede sokaklara ıkmayacağını anlamazlıktan geliyor. Hukuk ve nizam hakkındaki hkmet beyanları, anarşiye karşı sıfır hoşg顤 g飉terileceğine dair vaatleri ve tehditleri i蔒ren i蓾 boş s騽lemler, yalnızca devletle halkın aık isyan i蓾ndeki kesimleri arasındaki mesafeyi artırıyor.

Halkın hoşnutsuzluğuyla karşı karşıya kalan her devletin iki tercihi vardır: baskı ya da uzlaşma. Devlet, olağan bir y霵etim bi蓾mi olarak kendi halkının zerine ateş a蔂aktan kaınmayı arzu ettiğinde, halk isyanıyla uzlaşmanın ilk adımı, halkın, onu devletle karşı karşıya bırakan popler deneyimi ile popler moral durum arasındaki uyumsuzluğu anlamaya 蓷lışmaktır.

Se蔝inlerin beş yıldır sren kent isyanına y霵elik yaklaşımı, protestoları az 蔞k biteviye bi蓾mde kamusal hizmet sunumu protestoları olarak adlandırmaktır. Bu etiket uzmanların akılcı kalkınma 踤zmlerini yukarıdan aşağıya dayattıkları przsz ve politika-sonrası bir kalkınma alanı hakkındaki teknokrat fantezilerine bayılan se蔝inlere pek gzel yakışmaktadır. Bir kez protestoların kamusal hizmet sunumu talepleri hakkında olduğuna karar verildikten sonra, bu protestolar gvenle bu modelin kendisine y霵elik bir meydan okumadan 蔞k mevcut model i蓾nde daha etkin hizmet sunumu talepleri olarak adlandırılabilir. Elbette ger蔒kleştirilen protestoların 霵emli bir b闤m mevcut kalkınma paradigması d殠ilinde sunulan kamusal hizmetlerle ilgili olarak 顤gtlenmektedir ve bu yzden bu adlandırmanın belirli bir değere sahip olduğu kimi 顤nekler mevcuttur. Ancak bu protestoları adlandırmak i蓾n otomatik olarak kullanılan kamusal hizmet protestoları terimi bunların apartheid sonrası kalkınma modeline karşı dolaysız bir meydan okuma oluşturdukları ger蔒ğini ortaya ıkarmaktan 蔞k gizlemeye hizmet etmektedir.

Barınma hakkıyla ilgili tartışmalar devletle halk arasındaki gerilimin başlıca nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Devlet konut kıtlığının belirtilerinden birisini oluşturduğu kentsel krizi basit bir konut darlığı sorununa indirgemeye 蓷lışmakta ve gelişmeyi konut sayısı ya da sağladığı konut fırsatları ile 闤蔂eye 蓷lışmaktadır. Ancak protestoların arkasında yatan en yaygın nedenlerden birisi merkeze yakın gecekonduların 蔒vredeki konut geliştirme alanlarına ya da ge蓾ş kamplarına zorla srlmesinin aık蓷n reddedilmesidir. Bir başka ortak neden halkı yeniden yerleştirmeye ikna etmek i蓾n gecekondu yerleşimlerinin temel hizmetlerin sunulmasından mahrum edilmesidir. 鈤telik devlet konut sunumu hedeflerine ulaşmak i蓾n genellikle kendi yasalarını ve politikalarını 蓾ğnemekte, konutları sadece mlk sahiplerine sunmakta ve bu da gecekondularda kiracı olarak oturanların kalkınma geldiğinde yasadışı bi蓾mde evsiz bırakılmasıyla sonu蔮anmaktadır.

Bu durumda zora dayalı yıkımlara ve insanları evsiz bırakan konut geliştirme projelerine karşı ykselen protestoların etkin hizmet sunumu ile ilgili olduğunu varsaymak mmkn değildir. Tersine, bu protestoların 蔞k daha i蔒rmeci bir kalkınma modeline y霵elik talepleri yansıttığını dşnmek 蔞k daha verimli olur; bu talep kentlerdeki yoksul insanların ve btn yoksul insanların d殠il olduğu kalkınma projeleri olmak zere ikili bir d殠il edilme talebidir.

Devlet kendisine hizmet sunma vaadinde bulunduğu insanlarla ger蔒kten ciddi bir uzlaşma i蓾ne girecekse, bu tr sorunlar 踤zmlenmek zorundadır. Ancak ger蔒klik devletin 蔞ğunlukla herhangi bir anlamlı uzlaşma i蔒rmeyen kalkınma projelerini halka dayatmasıdır. Bunun nedenlerinden birisi sunum hedeflerine acilen ulaşma basıncıdır ki bu basın eski barınma bakanı Lindiwe Sisulunun gecekonduları 2014e kadar ortadan kaldırma bi蓾mindeki ılgınca ve tehlikeli fantezisi sayesinde daha da ağırlaşmıştır.

Devletin yoksul insanlarla uzlaşmayı becerememesinin bir başka nedeni mzakere yaptığında aynı zamanda bunu kalkınma projelerinden ger蔒kten olumsuz bi蓾mde etkilenen insanlar adına oluşturulmuş komitelerin yerine ANCnin yerel komitelerini ikame etmeye 蓷lışarak yapmasıdır. Oysa bir蔞k b闤gede bu komiteler, yoksul halktan 蔞k farklı ıkarlara sahip olan yerel se蔝inlerin ıkarlarını yansıtmaktadır. 鈤telik bu yerel se蔝inler aısından kendi politik ve kişisel ama蔮arı uğruna kalkınma projelerinin yolsuzluk zemini haline getirilmesi denetim sağlama girişimlerinin kesinlikte tipik bir par蓷sıdır. Bu komitelerin temsilcileri aısından aşağıdaki kitleleri şiddetle tehdit etmek de hi alışılmamış bir durum değildir. Bu yerel temsilciler yerel polisi yolsuzluk eleştirilerini ykseltenleri tutuklamaları i蓾n y霵lendirebilmektedir.

Bu yzden bu komite temsilcilerinin de mevcut isyan dalgasının bir hedefini oluşturması şaşırtıcı değildir.

Yerel bir topluluk kendisini temsil eden yerel y霵eticilerin kendi ıkarlarına dşman olduğunu anladığında, devletle uzlaşma alternatifini de yitirmektedir. Resmi kamusal katılım kanallarını kullanma girişimleri de genellikle herkesin srekli olarak toplantı halinde olduğu brokratik dnyanın katı duvarları kadar başarısız olmaktadır. Nazik bir dille dile getirilen taleplere 鐪keyle yanıt verilmektedir. Haddinizi bilin tutumu son derece yaygındır. Yoksul toplulukların temsilcilerinin yerel temsilcilerinden biraz daha yksekteki bir siyaset蓾ye ulaşabilmeleri mmkn değildir.

Yoksulların siyaset蓾lerle eşitlik temelinde bir uzlaşmaya ulaşabilmek aısından hi蓫ir değer taşımadığı bir kast sistemi son derece katı bir ger蔒kliğe d霵şmş durumdadır.

Teknokratik 踤zmlere bayılan uzmanlarla ve kişisel ya da politik ayrıcalıklarının peşindeki yerel temsilcilerle değil de bu projelerden olumsuz bi蓾mde etkilenen halkla kalkınma zerine aık, dolaysız ve drst bir uzlaşmaya varılacaksa, bu biraz daha zaman alan ancak sonu蔮arı 蔞k daha i蔒rici ve halk aısından olumlu olan bir sre olmalıdır. ANC demokrasi konusunda ciddiyse, yerel politik se蔝inlerin 驆lemleri yerine yoksul toplulukların 蔞k daha zaman alıcı, karmaşık ve dolaysız aracılığına başvurmak zorundadır.

Protesto dalgasının arkasındaki moral ekonominin kalbi yoksulların da i蓾nde yaşadıkları toplumda bir değer ifade ettikleri dşncesidir. Bu dşnce belgeleri olsun ya da olmasın her yurttaşın 霵emli olduğu anlamına gelmektedir ve bunu anlamanın bir yolu, d霵p halkın vatandaş sayılmayan kesimlerinin durumuna bakmaktır. Ancak devlet, ger蔒k pratikleri i蓾nde kendi gelecekleri konusunda onlara danışarak yoksul halkın onurunu teyit etmediği ve onu kolektif geleceğimizin maddi gelişmelerine d殠il etmediği srece, isyan srecektir.

Related Link: http://www.abahlali.org
This page can be viewed in
English Italiano Deutsch
Neste 8 de Mar蔞, levantamos mais uma vez a nossa voz e os nossos punhos pela vida das mulheres!
2005-2020 Anarkismo.net. Unless otherwise stated by the author, all content is free for non-commercial reuse, reprint, and rebroadcast, on the net and elsewhere. Opinions are those of the contributors and are not necessarily endorsed by Anarkismo.net. [ Disclaimer | Privacy ]